4/7/2009 - ZAMANI GELİNCE
Ablamın bana Viyana’dan aldığı güzel, kaliteli bir cüzdanım var. İçini açıyorum; (Mahrem sayılır ama sen yabancım değilsin Ziyaretçi) Bölmelerinde: 15.04.1988 tarihli bir kafa kâğıdı, Üzerinde İnsani Bilimler ve EDEBİYAT Fakültesi/Felsefe yazan Bilkent Üniversitesi kimliği, Gözlük veya lensle kullanılabilir olduğu yazılı B sınıfı Ehliyet, Sonra; Her ay TÜBİTAK ve okulun düzenli para yatırdığı biri Yapı Kredi diğeri Ziraat Banka Kartı, Toplumsal Duyarlılık Projelerine katılan öğrencilere verilen, bazı mekanlarda indirim sağlayan Bilkent Club Kart, Müze Kart, Bütün operatörlere ait sim kartları, Birkaç yıl önce hıdrellezde toprağa gömülen bi yüz bin… İç bölmeye bakıyorum: Dali’nin sergi bileti, Yurt kimliğim, Servis saatleri yazılı bi kağıt, 5-6 farklı kuaförün kartları.. Diğer bölmeye bakıyorum, Teknosa kartı, Vergi numaramın olduğu bi kart, Dayımın kartı, Gülyurt Pastanesi (Afyon), İsmail Optik, Sevdiklerimin vesikalık fotoğrafları, Sonra benim 6 tane vesikalığım (Nerede lazım olacağı belli olmaz diye.) Bir diğer bölmede; Telefon kartı ve Henüz yüklenmemiş Avea250 kontörü.. Fermuarlı yerinde bozuk paralar, Üç beş tel toka (Ne zaman lazım olacağı belli olmaz) Birer tane apranaks ve majezik, (Ne zaman lazım olacağı belli olmaz 2) Sevdiceğin verdiği kolye.. İç gözünde de 7basımlık ego kartıyla Deniz Bank hesap numaram, Son olarak öğrenci kişisi için yeterlinin biraz üstü miktarda para… Cüzdanımı kapattım ve elimde tutup baktım. Elimde tuttuğum şey aslında bendim. Kendime bakıyordum. Kim olduğuma bakıyordum. Ne istediğime bakıyordum.. On yıl önce hayal ettiğim kişi olduğumu gördüm. Ne güzel. İstediğim, hayal ettiğim, keşke dediğim her şey var bu cüzdanın içinde. Benim… Bana ait… Avucumdan birazcık büyükçe… On yıldır çabaladığım şeye bakıyorum.. Bunlardan ibaretim diyebilmek için geçen 10 yıl… Bir avuç dolusu emek göstergesi. 21 yaşında bir hanım için pek bir ideal…
Bahsettiğim on yıl öncesi, yani ben 11 yaşındayken Keçiörendeki evimizin çardağında oturuyordum. Ayşe Abla geldi binaya elinde kitapları, uzun eteği, ODTÜ İktisatta okuyordu. Sonra Hakan Abi geldi, şimdi nerede okuduğunu hatırlamıyorum. Emine Abla geldi, öğretmenlik okuyordu hatırladığım kadarıyla, sonra Aslı Abla geldi, Hacettepedeydi o da.. Sırayla hepsi geldi evlerine.. Ayaküstü muhabbet ettiler, uzaktan izledim ben de...
Selinle Pelinin Halaları geldi o zaman 20li yaşlarındaydı.. Yanıma oturup "Ne düşünüyorsun bakalım Aslıcık?" dedi. -Hiiç hayal kuruyorum. dedim -Ne hayaliymiş bakalım bu? -Büyüme hayali. -Aa? Nedenmiş o? Senin yerinde olmak için neler vermezdim bilsen! Büyüyüp de ne yapacaksın?! -Çok istiyorum büyümeyi, böyle çok kötü, dışarıdan bakıldığında bile "Aslı" değilim çocuğum şimdi. Ama büyüsem kocaman olurum. (Anlatımına basim geçmiş Aslısı :) ) ...
Cüzdanımı düşürdüm, yeltenmedim almaya, arkamdan biri seslendi: “Hanımefendi cüzdanınız.” diye. Eğilip aldı, bana uzattı.
Düşmüşüm haberim yok. Kim eğilip alacak beni, bana uzatacak şimdi?
|