İtiraf Ediyorum

2009-07-07 13:25:00

 

Şimdiye kadar kendimden başka hiç kimseden tokat yemedim. Bi hastanenin doğum ünitesine kurulan plazmadan yeni doğan bebekler ve kilolarını takip ediyordum. Bi bebek 500gram doğmuş. “Ehehe bi kalıp beyaz peynir gibi lan ne kolay olmuştur onu doğurması.” Diye gülerken yanımdaki gözü yaşlı amca onun ilk torunu olduğunu, yaşama şansının çok az olduğunu söyledi, yerin dibine girdim; “Çok özür dilerim, Allah da beni kahretsin.” dedim. Tuvalete gidip kendime çok sıkı bi tokat attım. Elim de bayağı ağırmış. Hayatımda yediğim en acı tokat odur.

 

Bir gün evlenecek olursam evlenme teklifini yapacak kişi ben olacağım. Evlilik konusundaki en büyük hayalim de düğünde sadece düz fön çektirip, spor ayakkabı giyinmek. Başka da bi düşüncem yok evlilik mevzusunda. Hiç bi zaman evde pirinç kalmadığını fark eden kişi olmak gibi bi arzum olmadı.

 

Ehliyetimi aldığımdan –hatta almadığım uzun yıllar öncesinden- beri araba alma hayalim var. Fakat geçen gün annemle babamın ayrı ayrı “Erkek olsaydın şimdiye çoktan bi araba almıştık sana.” Demesiyle yıkıldım. Adaletine sçim dünya..

 

Kendi yaşadıklarımdan ibret almamışçasına ileride eğer çocuk yapmaya niyetim olursa, erkek çocuğum olsun istiyorum.

 

Eskiden yükseklikten feci halde korkardım. Ortaokulda en yakın arkadaşım psikolojik bi rahatsızlık geçirdi. İntihar edeceğini söyleyip, Mithat Paşa köprüsünden arabaların üstüne atlamak için korkulukların üstüne çıktı. Onu durdurmak yerine “Sen atlarsan ben de atlarım.” Diye ben de çıktım... O zamandan beri ölmekten de yükseklikten de hiç korkmadım.

 

Hayatta en sevdiğim özelliğim her şeyi yapabileceğime olan inancımdır... Bireydeyken bir ayda çözmemiz beklenilen ödev kitaplarını küçümseyip “Ben bunu bir günde bitiririm ki.” Diye dalga geçmiştim. Ersoy Hoca da: “Hayatta bitiremezsin, madem öyle yarına getiremezsen bi tobleron alırsın.” Demişti. Eve gidince öğlen 2den sabah5e kadar bir sürü kahve içip hiç yerimden kalkmadan çözdüm. Son sayfasına geldiğimde başım dönmeye başladı, yazılar kaymaya başladı gözümde, bileklerim küçüldü, nefes alamadım, anneme seslenmeye çalıştım sesim çıkmadı; camı açmaya çalışırken yere yığıldım. Bayılır gibi düştüm her yerimi çarparak ama hiç bi yerim acımadı, bilincim açık halde yerden kalkamadım bi süre hiç bi yerimi oynatamadım… Hayatımda ilk kez ölüyorum sandım ve o an üzüldüğüm tek şey “Emeklerim boşa gidecek. Ben öldüm diye üzülmekten kimse bu gerizekalı çabalarıma gülemeyecek.” Olmuştu. Biraz sonra kendime geldiğimde başımı çarptığım yerin çok aşırı feci morardığını gördüm. Annem görmesin diye fondötenle kapatıp kendi kendime kâkül kestim saçlarımı :)… Sabah erkenden çıkıp kuaföre gittim, saçlarımı, tırnaklarımı yaptırdım. Ağzım yüzüm kaymış olmasına rağmen süper bi makyajla ve kendi kendime kestiğim kâküllerle kapattım anlımı. Hiç kimse de hiç bi şey fark etmedi. Aksine millet bu kadar dinç olduğumu görünce kitabı gerçekten çözdüğüme ihtimal vermedi :)… Hocamsa o çözülmemiş 5 sorunun olduğu son sayfayı göstererek iddiayı kaybettiğimi söyledi; çemkirmemi ve ben o kadar emek verdim dememi bekleyerek. :)… “Haklısınız.” Diye gülüp yolda yarısını yediğim tobleronu koydum masanın üstüne pis pis gülerek. Odadan çıkmaya yeltendiğimde “İnanılmazsın.” Dedi arkamdan, “Biliyorum.” Dedim saçlarımı savurup uzaklaşırken :) Kendi çapımda feci halde tatmin olmuştum. Bu da bana yetti, başımın ağrısı bile geçti :)…

 

Kavak Yellerinin son bölümünü izledikten sonra Tuçeyle “Biz de koca bulup böyle evlenelim lan.” dedik, ama sonra o “Ulan arabayla denize uçarsak ben yüzme bilmiyorum, olmaz, bisikletle gidelim.” Dedi. Ben de “İyi de ben de bisiklete binmeyi bilmiyorum.” Dedim. “Hay sıçıyım evlenemeyeceğiz o zaman.” Dedi. Ben ona yüzmeyi öğretsem, o bana bisiklete binmeyi öğretse gibi bi fikir hiç aklımıza gelmedi. Hay sıçıyım evde kalacağız. Olsun biz de kesecek bi Dante’miz bile olmadan Sex and the City kadını oluruz...

 

Bi gün Melkoyla bi ağaca daldığımızda teyzenin teki “Kancıklaaar” diye bağırmıştı, çok ağırıma gitmişti. Sonradan kancığın “dişi köpek” demek olduğunu öğrendim; sevimli geldi. Aslında o kadar da kötü bi şey demek değilmiş dedim…

 

Ne zaman yerden para bulsam onu içki alarak harcarım. Haram gelen para harama gitsin diye düşünürüm. Sağlığınıza.  : )

 

Son birkaç yıldır çok kuvvetli bir şekilde bir gün milli piyangodan deli para çıkıp aniden çok zengin olacağıma inanıyorum. Fakat hiç bilet almıyorum. Yine de inanıyorum…

 

Lisedeyken her gün ya Umut ya Latife ya da Seço kolumu ısırırdı. Her gün diş izleri ve morluk olurdu kolumda, bundan nefret ederdim. Fakat şimdi özlüyor, bazen kendi kolumu kendim ısırıyorum.

 

Şimdiye kadar en kısa ilişkim 30 dakika sürdü. Bir aylık bi hoşlanma evresinin ardından msn’de çıkma teklifi etmişti sabaha karşı. Ben de kabul ettim, yarın görüşürüz deyip kapattık. Uykusuzluktan ölür bi vaziyette uykuya daldım. Yarım saat sonra telefonun ıslarla çalması sonucu sinirlenerek uyandım. Sabah namazına kaldırıyormuş beni, namazımı kılıp onun için dua ettiğime emin olamazsa rahat uyuyamazmış... Allahla kul arasına girme bi daha da beni arama deyip kapatmıştım. O son konuşmamız oldu.


Bölük pörçük itraflarımla kaldığımız yerden görüşmek üzre Ziyaretçi.
Öpüyorum canım!

Hiç Aslı olmayan
Aslın

116
0
0
Yorum Yaz