9/8/2007 - Eğitim HAYATIM Üzerine Bir Yazı ve Tercihlerimin Son Şekli
İlkokula başladığımda Zeynep Dal (Dal gibi bir öğretmendi hakikatenJ) beni pis kokan bi çocuğun yanına oturtmuştu. O yüzden nefret ederdim okula gitmekten J
1. sınıfta annem burnumdan getiriyordu okumayı öğrenmem konusunda. Zorla her gün o tonton ali serisini okuturdu J Sonra kendini aştı masal okutmaya çalıştı zorla J Kırmızı Başlıklı Kız’a sesleniyorum buradan, “sen tam bi psikopatsın!” dile kolay ya kurt görüyorsun! Ben köpek sesi duysam tüyerim..
Her neyse okuldan böyle bir talep gelmemesine rağmen annemin bulduğu her şeyi bana zorla okutmasından mıdır nedir çok kısa sürede duvardaki elmam kıpkırmızı oldu. Sınıfta okuma yarışında önüme o Kırmızı Başlıklı Lanet Kız kitabını bana verince aldım başımı gittim, herkes beni dinlediJ Dolayısıyla okumayı ilk ben sökmüş oldum. Herkesin kurdelası mavi benimki kırmızıydı… Buna rağmen sevemedim okulu.
Matematikle bi ilişkimiz olmadı pek J Okul saatinden 1 saat önce ödevi hatırlamalar, defterin sık sık kayboluşu ve benim tam o günlerde aniden hastalanmam (!) Lanet çarpım tablosunu yine annemin zoruyla öğrenmem..
Ablamın 5.sınıf kitabından İstiklâl Marşının 10 kıtasını ezberlemiştim 2.sınıftayken. Müfettiş gelince beni kaldırmıştı Bayan Dal.İlk 2 sınıfla ilgili hatırladığım en güzel anım bu sanırım J
Sonrası okula bakışımı bugün bile değiştirmeyen Üzeyir Sarıkulak dönemi.J
3,4,5’te Üzeyir Sarıkulak (Adı gibi (!) biriydi. Bizim ailede kime sorarsanız sorun adını hatırlar..) İyiydi hoştu da kızları pek sevmezdi JHiç oğlu olmadığından yakınırdı. Bir olayı 2kişi anlatıyorsa kesinlikle er kişininkini ciddiye alırdı. Bir kere bi dershane sınavında Erol 192. olmuş aman nasıl övdü sınıfı yıktı şöyle. Betülle ben ilk 50 deydik. Bizim kağıtlara yalandan bakıp “Fene daha çok çalışın.” Demişti.
Zeynep Dal’dan sonra “Beterin beteri vaaarr, haline şükret dostuuumm…” şarkısını hatırlamama neden olan biricik ilkokul öğretmenim..
Ortaokulda konservatuvara gitmeyi çok istedim ama karar vermek için “küçük” olduğumdan beni pek sallamadılar J
Ortaokulda yine okul değiştirdim. Bu sefer geldiğim yer ikisini de arattı epey.. Sınıfımız 62 kişiydi J Ablamın eski şubesi C olduğundan, müdür bana sorunca ben de C sınıfı olsun demiştim. Okulun en çalışkanlarını o sınıfa alıyorlarmış, tabii 2-3senedir sınıfta kalanlarını da J))) Hani onlara bakarak belki çalışırlar diye J))
Matematik öğretmeni hacca gidip gelmiş. Hep onun hacı anılarını dinlerdik J Fen bilgisi öğretmeni benden sonra Abdullah geldiği için hep yanlışlıkla yoklama yaparken ona Aslıhan bana Abdullah derdi numarayı okuduktan sonra.. J
Sosyal de ve din de hep daha başarılıydım. Çünkü gayet normal insanlardı hocaları J Sure ve şiir dağırcığımı o zamana borçluyum.. J Tekin Şimşek… Çok kitap okurdu, çok şiir severdi. Hangi şairin adını verse internetten tüm şiirlerini bulur el yazısıyla kağıtlara yazar ertesi dersten önce panoyu hazırlardım. Haftada 2 seferden 3yıl boyunca bunu sürdürdüğüm için ezbere bildiğim epey geniş bir şiir hazinem vardır. Zamanla bunu kitap özetleri ve kompozisyonlar, sonradan okul gazetesi takip etmişti.
Ha bir de ilk dostum Selinle bir defter almıştık, kapağına da bir zarf yapıştırdık. Bir gün o bana günlük yazar, beğendiği bir söz şiir, kitap olursa onları yazar sonra muhakkak en az 2 tane kartpostal veya süslü mektup kağıdına yazılan güzel sözler, resimler, şiirler koyardı zarfa. Ertesi gün defteri bana verir, ben içindekileri alır okur, sonra aynılarını yaparım. Sanırım o kırtasiyeciyi zengin eden bizdik J Zamanla kendimiz kartlar yapar, yazılar uydurur olduk. Yazarların hayatlarından kesitler yazar, Tarkan resimleri yapıştırır, kimseye söylemediğimiz sırlarımızı yazardık. 3 yılda 2 çuval farklı ve kalın defter bitirdik sanırım. Gönül meseleleri yüzünden pikniğe gittiğimizde bir kısmını yakıp, bir kısmını baraja atmıştık. Çünkü artık içinde yazanlar sakıncalı olmaya başlamıştı… Sonra ikimiz de çok pişman olduk ama o zaman öyle olması gerekiyordu belki de…
Liseye de konservatuvara gitmeyi, müzik eğitimi almayı yine çok istedim. Sistemin (!) gereğinden sınava bile sokmadılar beni bizimkiler J
Lise sınavı gelip çattığında, Selinle nasıl olsa bir şey yapamayız, ikimizde aynı süper liseye gideriz diyorduk. Sınavda ilkokul arkadaşım Betülle yan yana denk geldik tesadüfen.. Çok rahat yapmıştım. Matematikte 25 soruda 6yanlış 6boşum fende 3 yanlış 3 boş gibi mükemmel bir tablonun yanında Sosyal ve Türkçeyi tam yaptığımdan 833 puan almıştım. Anadolu lisesini kazandığıma uzun süre inanamadım. Selin ve pis yediliyle –bizim yazar grup J- o zaman yollarımız (mecburen) biraz ayrıldı. Yine de hedefimiz belliydi; yazar olmalıydık biz! Edebiyat okumalıydık…
Hazırlıkta bizim Latife’yle şarkı söyleme merakımız sayesinde müzik grubu kurduk. (Alper:Saz, Eralp:darbuka, Seçoyle Aytaç:kaşık, ben zil) Latifeyle ikimiz solisttik. Son sınıfa kadar da her törende söyledik..
Yine hazırlıktayken Devlet Çoksesli Korosu sınavları vardı. Burası (en azından üniversite için) çok güzel bir başlangıç olabilirdi. Müzik öğretmenimle 1 hafta çalıştık. 3 tane arya öğretmişti bana. Kasede el şaklamaları kaydedip duyduklarımı yapabilmem için tekrar etmemi istemişti. Benim için sorun olmadı. Sınavda pianodan çıkan sesleri çıkarmakta hiç zorlanmadım. Biraz da küçük olmam nedeniyle çok ilgilendiler benimle. Muhakkak devam etmem konusunda.
Pek çoğunuzun bildiği Muammer Sun’un solfej ve nota kitaplarıya başladım. Şan dersleri o kadar zor olmasa da nota dersleri matematikten daha zordur. Bunlara ne gerek var diye sorduğumda “Bunları bilmeden şarkıcı olursun, bilirsen müzisyen olursun.” Demişti Tamer hocam.. Çoksesli müziğin tadını o zaman aldım. Çünkü başta altolar arasındaydım. Normal bi şarkının bildiğim bestesinden apayrı bir halini öğreniyorduk. Koroyla birlikte söylediğimizde inanılmazdı. Yapmam gereken iş bu diye karar verdim. Yaşıtlarımdan Fa anahtarının ne olduğunu bilen yoktu J (Zeeekiyemin saçlarıııı dolanıyor boynunaaa)
Her neyse bir süre devam ettikten sonra babamın da “rica”sı ile bırakmak zorunda kaldım koroyu. Lise2ye geçeceğim de alan seçimi zamanı, ablamla annem sayısal seçersem orada matematik ve fen öğreneceğimi, Türkçe ve sosyali nasıl olsa yapacağımı söylemişlerdi. Sonraları Selinin bana attığı mesaj duygularımın tam ifadesiydi: “Bizim sayısalda ne işimiz vardı Aslı? Edebiyat adamıydık biz?”
Lise sonun son 2 ayı tercih edilebilecek bölümlere baktım; sağlık alanları (tıp,eczacılık..) ben hastane lafını bile duyunca fenalaşıyorum..Mühendislikler, öğretmenlikler.. Eşit ağırlık yapıp işletme ya da iktisat yazmaya karar verdim. En azından daha sözel alanlarını tercih edebilirdim sonra.
İlk yıl kazanamayacağımı sınava girmeden önce de biliyordum, sınavdayken de, çıktığımda da…J zaten 40bin li bi sıra geldiJ,
Bu yıl eşitağırlık yaptım sınavda..Yıl boyu ham264 almayı planladım (odtü iktisat’a yetecek puan yani) Hatta ya olmazsa diye oturup zırıl zırıl ağlamıştım. 266 aldım geçen yıl ki sıradan bir sıfır sildim J 4bine girdim. Her şey istediğim gibi ya da istediğimi sandığım gibi.. Girdikten sonra her yerde bir şekilde başarılı olabilirim, bir şekilde mutlu olabilirim. Yine de ne istediğini bimek lazım değil mi?
Tübitak’ın ilk 5bine giren öğrencilere belli “bilim” bölümleri seçtikleri taktirde verdiği aylık 400liralık burs var bilirsiniz. Geçen yıl iktisat seçenlere veriliyordu. Bu yıl felsefe yapmışlar onu.
Bu felsefe nerden çıktı? Diye biraz araştırdım. Araştırdım dediğim ODTÜ ve Hacettepeye gittiğim gün beni bi güzel okullarından soğuttularJ o gün babamla dershaneye bi uğradık. Bizim felsefeciye sordum. O da “Kesinlikle olmaz, napıcan felsefe yazıp, yazık etme puanına.” Dedi. Daha araştırmadan vaz geçtim ama sonra şimdiye kadar bana hiçbir rehberliği dokunmayan rehberlikçim 2 saat bana felsefeyi anlattı ve “10yıllık rehberlik öğretmeniyim, puanı yetmeyip de felsefe seçen çok oldu ama ben sadece 1 kişiye felsefe yaz dedim. Onun da başka bi bölüm oldu. Sen benim felsefe yazmalısın, dediğim 2. kişisin hayatımdaki.Senin karakterin günde 8 saat masa başında ekonomiyle uğraşmaktan zevk alacak gibi değil, sanatla uğraşmalısın sen eminim akademik alanda da çok başarılı olursun.” Dedi.
O gün dershanede müdürlerim dahil herkes fikirlerini söyledi.. diğer rehberlikçi felsefe mezunuymuş “Sürekli kitap okuyup yazı yazacaksın; hem 2 dil öğreneceksin kolay mı sanıyorsun?!” dedi. Sanırım bu caydırma cümlesi tam olarak benim hayal ettiğim şeyle örtüşüyordu J
Birden ekonomiyle uğraşmak istemediğime karar verdim J
Bilen bilmeyen herkese danıştım J Bölümle ilgili bulduğum her şeyi okudum J Ablam “Kesinlikle odtü iktisat ve Hacettepe işletme yazmalısın.” Dedi. Annem de Bilkentten başka hiçbir yerde felsefe yazmama sıcak bakmadığını söyledi. Babam daha o gün “Aslı iktisata gir mis gibi işte. Öyle dandik işlerle uğraşma…” diye başladı tabii J
Birden geçmişim gözlerimin önünden geçti JJ
Artık tek umudum dayımın olumlu bir şeyler söylemesiydi; nitekim o tereddütlerine rağmen bu işin altından kalkarsam hem okumasının çok zevkli olacağını hem de benim rahat olacağımı doğruladı J Tek tek herkesi ikna etmeye çabaladım sanırım J
Ablam Bilkentte rehberlik yaptığından onun yanına gittim. Önce işletme dekanıyla karşılaştık ablamın ne kadar iyi bi öğrenci olduğundan bahsetti sonra bana sordu. Bilkent felsefe yazmayı düşünüyorum dedim. Ablamın itirazlarına rağmen destekledi J Ablam gezdirdiği her yerde “Gerçi odtü de daha güzeli var” diye ekliyoJ spor salonunun lambaları kapalı, ablam “bak burası da böyle karanlık bi yer, odtü’de böyle değil.” Dedi “Abla düğmesine basar mısın lütfen?!” JJ
Sonra birlikte Felsefe bölüm başkanı Varol Akmanın odasına gittik (Zaten bölümdeki tek türk hoca oymuş J) 2saat konuştuk hocayla: Felsefe derslerinin yanı sıra Fizik,biyoloji,matematik,istatistik,ekonomi, tarih, sanat, 2.yabancı dil gibi derslerin de olduğunu, 15burslu 4paralı aldıklarını anlattı. Sonra ileride ve okurken yapabileceğim şeylerden bahsettik. Müzik hakkında konuştuk O da geçen yıl mezun olan bi kızdan bahsetti “Baktım 8 tane müzik dersi almış kendi derslerinin yanındaJ” dedi. MSSF’den de dersler alabileceğimi söyledi. Bayıldım! J MSSF’nin yetenek sınavlarına girmeyi çok istemiştim geçen yıl. Ablam da zaten konservatuvar istediğimi ama onların beni zorla sayısal okuttularını anlattı J
Varol hoca konuştukça daha da ısındım J Sağ olsun ablamı epey ikna etti J Çıktığımızda ablam “Tamam nasıl istiyorsan öyle yap.” Dedi J
Annemle ikisini ikna olmuş görmek beni çok şaşırttı.
Uzun yıllar ertelenen hayallerimi gerçekleştirmek için bir fırsat olarak görüyorum şu an bunu. Bi yola çıkıyorum tüm sorumlulukları bana ait olacak. Büyük ihtimalle ne kadar müzik dersi varsa alacağım J Annemler her seferinde “O istedi de biz yaptırmadık.” Demekten sıkılmış olacaklar ki itiraz etmediler J
Tercihlerimi değiştirmedim. Aynı sıranın en üstüne Bilkent burslu felsefeyi ekledim . Altında (şaka gibi J) sırf “Valla yazdım.” Demek için odtü, Hacettepe,Ankara ve Gazi’nin işletme iktisatları var… Artık olmazsa da canım sağ olsun, giderim “mis gibi” işletme iktisat okurum J
Bakalım ne olacak? Eğitim hayatımda her zaman istemediğim yerlerde mutluydum. Şimdiyse sorumluluğu tamamen bana ait bi tercih yaptım. O yüzden çok heyecanlıyım ne olacağı konusunda. Yakında öğreneceğiz tercihlerimin sonuçlarını..
Ne olur dersin Ziyaretçi?
Kimbilir belki de..? Hı ;) ?
ASLI
|