Hiç ASLI yoK

26/5/2009 - Devamını Yazmayı Uygun Buluyorum

Daha önce yazdığım sevgili geçen yıllıklarda "Devamını yazmayı uygun bulmuyorum." bölümleri, sansürsüz, kesintisiz seninle Ziyaretçi. Al buyur vatana millete hayırlı olsun... :)

27 Ekim 2006 /Cuma

-Aslı öyle deme ya çocuk Mor ve Ötesi dinliyo ya!

-Ne yani Mor ve Ötesi dinleyen bir erkek kıro olamaz mı;?

-Allah aşkına ya sen hiç rock dinleyen kıro gördün mü?

-Evet tam karşımızda duruyor. Bana gösterdiğin kıro=)) Her güzelin bir kusuru vardır diye boşuna dememişler..

-Yok öyle bi şey.

-Ömrümde gördüğüm en dehşet erkeklerden biri Ferdi Tayruf hayranıydı =) =(

-Hadi ya =)) Kimmiş o?

-fıs fıs… (burada bi toplum içinde kulaktan kulağa konuşma olur.)

-Çok yazık=) aa bak kim geldi!

Kim: - Ben geldim.

-Hoş geldin Kim =)

Kim: - Hayırdır bugün çok güzel olmuşsunuz siz?

-Güzel mi? Biz mi? Yok canım =)

Kim: - Niye be, fıstık gibi olmuşsunuz işte..

-Her güzelin bi kusuru vardır Kim, biz kusursuzuz..

- =)..

Kim: - Allah akıl fikir versin =).. Aslı işin var mı biraz yürüyelim mi?

-Olur, ama dışarıda yağmur var?

Kim: - Olsun romantik olur işte =)

-İyi sen bilirsin..


(Burada müdehale etme gereği duyuyorum, romantik olmaya çalışan ama romantik olmayan erkeklerden sakınınız efendim, sakınınız... 2009'un Mayıs'ından gelen bir tavsiye...)

Kim: - Sevgilim biliyor musun bazen gözlerin yağmur sonrası toprak kokusu serinliğinde bakıyor bana ve o an 40 yıl kozasında sabırla beklemiş bir Ağustos böceği gibi sazımı alıyorum elime, sürekli seni ne kadar çok sevdiğimi söylemek istiyorum.

-Aa Ağustos böcekleri kırk yıl kozada mı bekler? İlk kez duyuyorum. Kozasında bekleyen kelebek değil miydi yahu?

Kim: - Ya bırak şimdi Ağustos böceğini, önemli olan benim seni çok sevmem. Ne biliyim mesela gözlerini! Yeşile dönmeden önceki elalığını kaybetmeden bir an kahverengiden açık, sarıdan ya da hardaldan koyu, bal rengine yakın bir renk alışını görüyorum. Düşünüyorum acaba o hangi renk

-B.k rengi canım =)

Kim: - Aslı Allah belanı versin ya! 2 dakika romantik olalım dedim; kalkmış ne diyorsun ya bırak ya! Romantizm düşmanısın ya ağzından iki satır güzel laf çıksın ya!

-B.k rengini tanımlamakta zorluk çektiğini gördüm Hayatım.

Kim:- Hayatın batsın ya sus tamam. Bırak Allahını seversen.. Sevmiyorsun sen beni!

-=) Biliyor musun bazen senin içinde bi kız olduğunu düşünüyorum..

Kim: - Aynen ben de öyle düşünüp iki satır kibar olayım diyorum ama sevdiğim kız kamyoncuya dönüşüyor. =) Bazen ben de senin içinde bi erkek olduğunu düşünüyorum.

-Belki de öyledir canım. Sonuçta birbirimizi tamamlıyoruz ki birlikteyiz, değil mi?

Kim: - Canığğğmmmuah..

-Tamam dur sululanma.. Biliyor musun senin içindeki kadar kolay kandırılabilecek bi kız daha görmedim ben :) Hemen yavşadın iki çift lafa =)

Kim: - Tamam ya lanet olsun tamam uğraşılmaz senle.. Bu kadar dürüst olmak zorunda mısın?

-Böyle olmasam sevmezsin beni… :)



Evet sevgili minikler, sanırım hikayenin anafikrini kaptınız... Kapamayanlar için (bkz. dört 'S' kuralı)


19 Kasım 2006
TRT’de Demet Akalın çalıyor. “Kalbini mi kırdım, Afedersin.” TRT cidden kalbimi kırdın. Ne günlere kaldık Rabbim bunları da mı görecektik. “Gerçekler acıdır anlaman lazım.” Bizim zamanımızda anlaşılmayacak kadar düzgün Türkçe kullanılırdı TRT’de. “Benim için artık sen bir yabancısın.” Nerdee o eski günler. “Yüzünü bile görm…” yok dayanamayacağım ben daha fazla…

 

20 Kasım 2006

Koşarak çıktım üst geçitin merdivenlerinden. Peşimden koştuğunu biliyordum. Sokak sanatçıları “Zerda”yı çalıyordu köprüde. Ben koşmaya devam ederken bir el tuttu kolumdan çekti beni geri. Düşeceğim sandım, saçlarım savruldu. Her saniyesini hissederek yaşadım. Sarıldık öylece. Aklımda tek kelime yoktu. Ne düşünüyordum, ne diyecektim? Sokak sanatçıları “Salını da salını da..” diye bağırmaya başlamışlardı…

Dün yine orda çalan gençler gördüm. Para verdim. “Harikasınız.” Dedim…

 

20 Kasım 2006

Ya Allah belamı vermesin benim. Bir işi olsun elime yüzüme bulaştırmadan yapayım! Şurama geldi valla billa! =)

Tek güzel yazdığım sayfaya ağzımdaki çay yudumundan bir damla damlayınca sinirlenip sayfanın üstünde ağzımı açtım. Çok iğrenç değil mi? =) Umarım okurken parmağınızla takip etmemişsinizdir.. =)

21 Kasım 2006

Bahçelerde pırasa

Yaprağına kar yağsa

Kızlar kocasız kalsa

Oğlanlara yalvarsa =)


22 Kasım 2006

Aslında merak ettiğim bir şer var o da “Sana ne?” oluşu =) Her lafın içine yırtık dondan çıkar gibi atlıyorsan bi aslı astarı olsun bi daha ki sefere, olur mu?!

Muhtemelen 23 Kasım 2006 (Tarihsiz bir yazı)

Bir “Veda Töreni”ne daha hoş geldiniz. Siz şaşırmadınız ama ben yine de sorayım bakalım bitmesine şaşırdınız mı?

En başından biliyordum. Söyleresem bitecekti. Söylersem büyü bozulacaktı. Yine de söyledim. Sevgimin taşma saatinde yazdığım o malum. “ç… y.. h.. 1-2” yazılarımı okuttum.  Büyük salaklık değil mi? Her ne kadar dönek bi kişiliği olduğunu düşünsem de Deniz haklıydı, erkeklerin her şeyi bilmesi gerekmiyordu. Başıma ne geldiyse bu patavatsızlığım yüzünden geldi. Hani içi dışı bir derler ya , işte o salaklardanım.

Bir kadın hiçbir zaman o güveni vermemeli bir erkeğe. =) Gerçek olan şu ki hiçbir erkek o güveni aramıyor zaten kadında. O güveni hayal etmek, almaya çalışmak hoşuna gidiyor sadece. Ne de olsa hiç bi şey ele geçtiğinde hayaldeki kadar keyif vermez insana… Tavşan kaç tazı tut hesabı. Koşup giderken birden dönüp de “Teslim oluyorum.” Demen asla zevk vermez istemeden yakalandığın zamanki kadar…

Sabrımın sınırlarında gezindi “Acaba ne kadar aşık bana?”yı ölçmek için. Yavrum ne aşkı? Benim aşk anlayışım heyecandır. Etkili olsun diye biraz edebiyat parçaladığım için mi bu havan?

Çok kızdım. Ya o an hayatımdan çıkacaktı ya da beni sevdiğini hatırlayacaktı. Pek haince sundum bu iki seçeneği. Dedim ki “Gidiyorum ben. Her şey buraya kadarmış. Şu, şu , şu sebeplerden. Yani seninle bir alakası yok.” Sebeplerim gerçekten doğruydu ama o sebeplere rağmen sevdiğim insandan vazgeçecek kadar kuvvetli iradeli biri değilim ben. Blöfümü yiyim. Şaşırtıcı ama o da yedi =)

O gece ağlattım O’nu. Gitmemi gerçekten istemediğini biliyordum ama böyle bi tepki vereceğini hiç beklemiyordum. Ben zaten hep ağlıyorum. Ağladık ikimizde. Beni cidden sevdiğini düşündüm o an. Hem de herkesin içinde..

Artık şımarma sırası bendeydi. Kanım yerde kalamazdı. Bana yaptıklarının bi bedeli olması lazımdı. Çünkü hayatta her şeyin bir bedeli vardır, sevginin bile.

Ne mi yaptım? Bana yaptıklarının aynını. Hem sevdim, hem de beni sevdiği için pişman olmasını sağladım. “Neden bu kin, bu intikam hevesi?” derseniz, bu kin değil sevgi derim. Garip bi aşk anlayışı =) Ben üzülmedim mi sanıyorsunuz O’nu üzerken? Üzmek de denmez; “hayal kırıklığı”… Bu yaptığımı söylemeye aşık olmadığımı fark ettiğim zaman karar verdim. Ben “Aşkııığğğmm.. Seni çok seviyooouğğruğğmm, lan valla ne güzel aşığız ha.” Diyeceğim bi öküz-tren ilişkisi istemiyorum. Ben “ulu orta” sevgilere karşıyım. Benim istediğim konuşabilmek, anlamak ve anlaşılmak. Sevgi tanımım budur aslında. Muhabbet kapmadıysam bi adamdan sevgili olmaz ondan olsa olsa “Aşkuum baksana  bana, aşkuum ağlarım ama” olur.

O benim için “Yahu vakit nasıl da geçmiş? Daha yeni konuşmaya başladık sanki.” Olmalı…

Aklı sıra çekip gidecekmiş hayatımdan; “Artık engel olmayacağım çalışmana.” Dedi, iki gün sonra geri döndü.. =) Bu gün de ben “Biz konuşamıyoruz seninle, birimizin gitmesi gerekiyor, ben olayım o da.” Dedim. Nası bi boş konuşuyorum ben böyle.. Kolaydı öyle gitmek.. Du bakalım ne zaman döneceğim…Hala aynı geyiği yapıyoruz, farkında mıyız?

 

Aralıkta bir gün 2006

Bugün başıma gelenleri ömrümce unutamam heralde.

Şu an bu satırları kahkaha atarak yazıyorum çünkü çok ağladım. Deneme vardı dersten sonra. Anneme söylemeyi unutmuşum heralde. Telefonu da kapatınca annem kafayı yemiş nerde bu çocukceyiz diye. E haliyle teyzemi aramış “Aslı daha gelmedi, Melko geldi mi dershaneden?” diye. Melko da sınavdan erken çıkmış hangi akla hizmetse. Teyzem bugün sınav olduğunu söylemek yerine “Bacım Aslı çok içki içiyormuş.” Demiş =))))

Neyse sınavım süper geçti, yolda hemen kontrol ettim, fule yakın yapmışım.

Kesin dershane birincisi olucam diye sevindirik bi şekilde eve bi geldim annem ağlıyo. “Nerdesin sen?!” diye.”Yav nerde olucam sınavdan çıktım, telefonları hoca aldı. Ya biliyo musun bu sefer nerdeyse fule yakı…”  derken  annem dediklerimi duydu mu duymadı mı bilmiyorum bir ağlasın bir ağlasın =)) “Hangi köprü altında içiyosun sen,tinercilerle mi geziyosun, alkolik mi olucan başıma, hiç mi geleceğini düşünmüyorsun, hiç mi öss umrunda değil?” 

tövbeee.. =)) Ne tinercisi, ne alkoliği lan noluyo diye mal oldum. “Annecim evden çıktığım mı var yahu gece boyu çalıştığımı sen görmedin mi? Hiç uyumadan gittim derse. Yarın sınav sonucum cep telefonuna gelir zaten niye inanmıyorsun bana, hem öyle olsam kokardım di mi? Arasıra arkadaşlarımla içmeye gidiyoruz ama hepsini sana söylemiyor muyum ben içtiğimi senden saklayacak değilim ya?” dedim. Kadınceyiz duymuyo ki beni… Saydı saydı gitti yattı. Hay dedim Melko ben sana ne diyim =) Tabi şimdi yazarken gülüyorum çünkü çok ağladım yahu. Ömrümde ilk kez pek bi hevesle ders çalışıyorum, sorumluyum falan …

Ne tinerciliğim kaldı ne alkolikliğim =))) Sorumluluklarımı yerine getirdikten sonra ister içerim ister sçarım kime ne lan.. anaa bak yine sinirlendim. Hayır ortada endişelenecek bi şey olsa, ben her sınavda dershane birincisi olmasam, ödevleri falan yapmasam ne biliyim ortalamalarım fln düşük olsa neyse… Valla tamamen art niyet olarak görüyorum. Sınav sonuç belgem gelince görürsün dedim anneme. “Olsun yarım saat girip çıkmışsındır.” Dedi. Hey yarabbim, öyle bi şey yok ama zaten olsa bile süper bi şey yani düşünsene, ulan kafam güzelse ve yarım saat girip de 180soruyu fule yakın yaptıysam zaten helal olsun bana şerefime kaldırın ulan kadehinizi o zaman, hak etmişim yani, yarasın o zaman hadi sağlığıma tinerci kardeşlerim! =).. hahaha… =))) tövbeee… =)))

Size sağlık (selam) verildiğinde siz de aynısı ile mukabele edin. Bu geldi aklıma şimdi de nerden estiyse. Ayetti heralde kendisi, hatırlamıyorum şimdi. Kafam güzel ya ondandır, malum alkoliğim ya =)))))))))))…



18 Ocak 2007

Sevgili Dayıcığım;

Seni bi özledim ki! Tam bildiğin gibi. “Arkadaş türkçe Sözlük”te yazan anlamıyla özledim seni..

Son iki denemeden aldığım puanla ODTÜ’ye girebiliyorum. Demek ki kimsesiz de yaşayabiliyor insan. Başarabiliyor kimsesiz de.

Ama gülemez oldum içten. Nasıl desem, bu biraz da itiraf. Yabanileştim sanırım. Mesela ablamın vize almasına yeterince sevinemedim ya da annemin işsiz olmasının üzüntüsünü yeteri kadar hissetmedim. Seni bile yeterince özlemedim dayı! Nasıl ifade edeceğim kendimi bilimyorum. Eskiden en ufak bi hediye için bile öyle sevincim taşardı ki! Sadece seni görmek bile hoplatırdı beni sevinçten. Böyle olmamalıydı diyorum. Yasemin teyzemle öpüşürken Melko gibi sadece yanağımı uzatmazdım ben. Her hafta aşık olurdum ya da..

Uzaklaşıyorum insanlardan dayı! Elimde değil. İstemiyorum böyle olmasını ve bu durumdan hiç huzursuz da değilim. Bu beni rahatsız etmediği için ağlıyorum şimdi.

Yine sustum ve bir pişmanlık gözlemiyorum kendimde=) üst üste 3 soru yapamamaktan daha çok üzmüyor beni yaşadığım hiçbir şey. İnsan böyle zamanlarda acayip ihtiyaç duyuyor Allah’ın varlığına. Çünkü ben bile sevmezken kendimi, merhamet etmezken kendime, senin ya da bir başkasının sevgisine nasıl inanırım? Zerre kadar güvenmiyorum kendime. Sözlerimin hiç birini tutmuyorum, bu yüzden söz vermemeye çalışıyorum.

Daha bi dindar oldum. Kuran okumalar, namaz kılmalar, geceleri dua okumalar ..  Hedefin ne peki , madem bu kadar soyutlandın, kalk gidelimsin de dersen; açık söylüyorum hedefim Gazi. Kendimden daha fazlasını beklemiyorum, kimse de beklemesin.  Hem kim bilir ona da giremeyebilirim belki. Bakınız haziran06.. Ha hayalin nere dersen Bilkent pek tabii ki… Sinirlerim bozuldu yine.. Zaten Bilkent de kollarını açmış beni bekliyordu değil mi..



Ulan şaka maka Bilkent de kollarını açmış beni bekliyormuş sahiden.. Aferin bana di mi Ziyaretçi ;)

20 Ocak 07

Bu gün yazılan 6 sayfa var onları yazmayacağım önemli olan birer karış boyutunda iki büyük tutam saçın kesilip deftere yapıştırılmış olması. VE bundan sonrasında kaküllü bir Aslı olmam.

 

Yine tarihsiz bir yazı, muhtemelen Ayhan’a yazılmış başı.. Daha önce “devamını yazmayı uygun bulmuyorum.” Dediklerimden biri..

Sevgili sevgilim,

Şu an o kadar güzelim ki! Ben bile şaşırıyorum. Aşk insanı güzelleştiriyormuş sahiden. Halbuki bende genelde karın ağrısı ve sivilce yapardı.

Aşkı reklam etmeye bayılırım, ancak reklam olan aşk benimki değilse. Olmadık tiplere ne yazılar yazdım ben! Hepsi edebiyat içindi. Ben kendi aşkımı yazamam ki. Çünkü edebiyat olanı değil olabilecek olanı yazar. Olanları yazmak tarihçinin işidir.

Tarih demişken, benim tarihimi  karıştırası tuttu bugün Esra’nın. “İlk sevgilin kimdi?” diye sordu. “Hmm.. Benim sevgiyle baktığım ilk sevgilim orta1 deki Sosyal öğretmenimdi ama ben onun sadece Sevgili Öğrencisiydim. Sevgilisi olduğum ilk sevgilim de Enes’ti sanırım.”

-Ne kadar sürdü peki?

-1 Hafta=))

-Uzunmuş be:) Niye ayrıldınız peki?

-Bana kendisini anlatan bir yazı yazmasını istedim. Yazının bir yerinde “çok yakışıklıyımdır, kızlar bana hasta olurlar.” Yazmış. Ben de evet haklısın ben mesela sana uyuz oldum demiştim, o da ağladı. Ağlayınca daha çok uyuz oldum. Ayrıldık =)

-Haha yazık. Sonraki kimdi?

-Sonrakini hiç sorma=)

-Niye o da mı 1 hafta sürdü?

-Yok o 5-6 ay sürdü.

-Ooo.. Kafan sarmış demek ki?

-Yok ya cimcomlunun tekiydi. Bana kesin şeyler öğrettiği için uzun sürdü.

-Ala ala ne öğretti ki?

-Bi kere Romeo ve Jülietin sadece hayal ürünü olduğunu, bi kızın yüksek yerlerden aşağıya mendil, çiçek, not, kuruyemiş kabuğu, çöp vb şeyler atmaması gerektiğini öğretti.. =)

-Nası yani?

-Hayır tutamayınca sinirleri bozuluyo insanın =)))

-Ee bu mu yani?

-Sonra 18’i geçmeyen hiç bi erkeğin  derin düşünemeyeceğini öğretti. O zamanlar en sevdiğim şiirden hiç bi şey anlamadığını söylemişti. Hayalkırıklığım tavan olmakla birlikte bi daha kıta sahanlığı bu kadar geniş biriyle çıkmamaya söz verdim kendime =)

-Sonra n’oldu?

-Sonra ben bi başkasına aşık oldum, sonra bi başkasına, sonra bi başkasına.. Her hafta başka birine aşık olurdum.

-Hiç ilk görüşte aşık olduğun biri oldu mu bari?

-Aa olmaz mı lise1de korsan kitap almak için Olgunlara gitmiştik. Adamdan 3tane istedik “30milyon” dedi. “Abi olur mu tanesi 10 milyon yaaaa! Korsan hem de! “Dedim, “valla bu tezgahın sahibi ben değilim şu arkadaş” dedi arkası dönük birini gösterdi. Ben ona doğru “Abi öğrenciyiz, yazığız, fakiriz ya 10milyon çok yaaa.” Derken bi döndü, ben fark etmeden: “Allah neler yaratıyor.” Demişim. =) Sonra kendime geldim çok utandım. =)

-Ehehe=) O ne dedi?

-“ben de öğrenciyim.” Dedi. “Hangi okul ola ki o kutsal mekan?” dedim , kızlar koptular=) “Mezunum ben öss ye hazırlanıyorum 2. Yılım.” Dedi. Sonra “Eee  kitapları alıyor musunuz?” diye ekledi. Ben hayran bakışlarımdan sıyrılıp “Hiç bi Allah’ın kulu, Ozan Güvenin ikizi bile olsa benden bu kitap için 10milyon alamaz.=)” demiştim. Arkamı döndüm  güya gidiyorum, “Hiç bi miktar para böyle güzel saçları olan bir hanımı kırdığıma değmez, gönlünden ne kopuyor.” Dedi=) “Aslında kopmuyor ya 5 veririm=)” dedim. Bizim kitapları poşete koyup uzattı. Şok oldum. “Daimi kitapçımızsınız, Allah tuttuğunuzu altın etsin.” Dedim “Arkadaşlarınızdan ucuz kitap almak isteyen olursa sizi yanında getirmesi yeterli.” Dedi. Böyle cilveleşmeyi bıraktık. Kızlar beni sürükleyerek götüreceklerdi nerdeyse. “İlk görüşte aşka inanmayan kör olsun, Allah sahibine bağışlasın lan sahibi de ben oluyum.” Dediydim.

-Hadi ya bu kadar mı?

-Aa ne demek=) Ertesi gün verdiği kitaplardan birinin ilk 20 sayfasının boş çıktığını fark ettim. =)

-=)) hahaha inanmıyorum ya bak adiye.. Sen ne yaptın?

-Napıcam gittim olgunlara, “Dün size bakmaktan kitaba bakamamışım.” dedim, sayfaları gösterdim.

-ee?=))

-ee si çok mahçup olduğunu söyledi, “bi başkasını bulayım” dedi, getirdi. “bu da müessesemizin ikramı.” Diye bi kitap ayracı verdi.

-Derler ya hacı hacıyı mekkede, öğrenci öğrenciyi kitapçıda demek ki… =)))

-=)) Ya ben saf gibi ayracın ön yüzüne baktım, teşekkür edip gittim. Yolda biriyle çarpıştık, ayraç elimden yere düştü. Arkasında “Okan: 0532….” Yazıyordu!

-Aaaaaaaaaaaa!!!! İnanmıyorummm!!! Hemen aradın mı?

-Yok canım ne arıcam=)

-İnanmıyorum sana! Aramadın mı yani hiç!!

-Aramaz olur muyum?!=) Birkaç gün sonra dayanamadım. =)

-Eee??

-Ee’si 2 hafta çıktık, ayrıldık :)

 


Şimdilik bu kadarlık yeter.. 2007'nin kış aylarında kalalım..
Sonra tekrar karıştırırım "eski defter"leri.. Estikçe de yazarım Ziyaretçi..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-06-11 12:20:24 - yorumlara feedback seysi

Yazan: hicasliyok
caglar
isteslik fiili kullanilinca karsilikli gibi duruyor evet. onun disinda sirnasmak fiili kullanilabilir sanki. sag ol var ol

dolfin
ay tabi gelesin goruselim beklerim dolfinim fincanim. gencligimizde boyleydik iste sonradan durulduk biz de .p

dilhun
bebim tabi ben de nefesimi cektim o kemige bakip bakip guldum yorumunu okurken. anlat ortalik senlensin. goruselim bi zaman he mi..

asli
bu da kendi yorumuma yorum. inglizce klavyeyle yazmak tam bir iskence he mi. abaaow on dakka sonra ders baslicak. kak git kiz kak git..
Bağlantı

2009-05-29 11:26:26 - konu

Yazan: ziyaretçi:)
aslı'm benim ya ahahaha:) kıızzzz nasıl güldüm okurken nasıl güldüm sonra ciğerlerimi oda sıcaklığındaki( böyle bir şey var mı bilmiyorum :))havayla doldurdum boynumdaki kemik çıktı yine güldüm. odadaki herkes bana deliymişim gibi bakarken sırtımı dönüp gülmeye devam ettim. gerçi ben burda yazılanların çoğunu biliyorum ya işte havam batsın:p güncelle diye diye başının etini yediydim iyi ki de yemişim :) bak isteyince ne güzel oluyor ama yetmez :p neyse bir arada ben sana benim benzetememe durumumu anlatmalıyım bak ondan da güzel şeyler çıkacak:)))))
Bağlantı

2009-05-29 00:45:37 - :)

Yazan: dolfin
oy yerim seni ben yaaa! yine döktürmüşsün aslı can... kitapçı çocuk hikayesine bayıldım. çok kafa kızsın... bende bayılırım böyle tiplere :) ankaraya gelince tanışacaklarım arasına sıkıştırdım seni haberin olsun :)
Bağlantı

2009-05-27 08:03:40 - takdir ettim

Yazan: caglar
okan da sen de.. ikiniz de hızlı ve yaratıcıymışsınız cümlelerde.
fakat aklıma takılan başka bir şey. cilveleşmek diye yazılan işteş fiilin işteş olmayan ali cilve yapmak mıdır acep.
karşı taraf tersine gidiyor ise kişinin yaptığı cilve midir?
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Photobucket - Video and Image Hosting

Hakkımda

Çok Aslı Olan, Her Enzime Kofaktörlük Eden, Vitamin Ç'nin Blogu

Son yazılarım

Yeni Eğitim Öğretim Yılının Şeysine
AFFETTİM
ASLI BANA SİYAH DESENE
İğneyi Kendime Çuvaldızı da Bu Kapıdan İlk Girene
Kalk Gidelim Ele OH Dedirtme, Sevdiğini Kurda Kuşa Yedirtme
Bir Tutam Ürgüp
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş
Kireç Çözücü
İlk Görüşte Aşk ve Dest-i İzdivacıma Mani Olan Cami İmamı
Polifonik Maziiden Alıntılara Devam
İtiraf Ediyorum
ZAMANI GELİNCE
Ben Sana Varacağım da Söyle Namuslu Musun?
Eeyore
Devamını Yazmayı Uygun Buluyorum
AYÇA
Peki Ya İyi Ki Doğmam?
Aşk Acısı Şeysi
Duçem Doğduydu Dün de
Pasifiğin Hafızası Yoktur
Geçmiş Günlerden Bir Defter
İnleyen Nameler
Nice Yıllar Annem
Sevgili Geçen Yazlık
KASIMDA AŞK BAŞKADIR

SAKİN - LALELER BEYAZ

Hey gidi hazırlık günleri... Hazırım ki artık...

Son Yorumlar

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
YEC
ALPERNATİF
VAVOŞUM
FİNCANIM
ÇAĞLAR
DİLHUN
BAŞAK

Kategoriler

>

Arkadaşlarım

bitti
kendimicin
nazar nazarlik
umudum
yakupicik
dinledikce
evcimli
ender küçükl
gergin
kilit
sharquteri
Blogcu Yardım
missing86
sarkuteri
siberdevlet
ckemre
carpisanaraba
huysuzundunyasi
sunnycamehome
kurabiye
gunlugumm
obenim
ucnoktabirvirgul


Bu Blog HiçASLIyoK yapımıdır.