Hiç ASLI yoK

7/7/2009 - İtiraf Ediyorum

 

Şimdiye kadar kendimden başka hiç kimseden tokat yemedim. Bi hastanenin doğum ünitesine kurulan plazmadan yeni doğan bebekler ve kilolarını takip ediyordum. Bi bebek 500gram doğmuş. “Ehehe bi kalıp beyaz peynir gibi lan ne kolay olmuştur onu doğurması.” Diye gülerken yanımdaki gözü yaşlı amca onun ilk torunu olduğunu, yaşama şansının çok az olduğunu söyledi, yerin dibine girdim; “Çok özür dilerim, Allah da beni kahretsin.” dedim. Tuvalete gidip kendime çok sıkı bi tokat attım. Elim de bayağı ağırmış. Hayatımda yediğim en acı tokat odur.

 

Bir gün evlenecek olursam evlenme teklifini yapacak kişi ben olacağım. Evlilik konusundaki en büyük hayalim de düğünde sadece düz fön çektirip, spor ayakkabı giyinmek. Başka da bi düşüncem yok evlilik mevzusunda. Hiç bi zaman evde pirinç kalmadığını fark eden kişi olmak gibi bi arzum olmadı.

 

Ehliyetimi aldığımdan –hatta almadığım uzun yıllar öncesinden- beri araba alma hayalim var. Fakat geçen gün annemle babamın ayrı ayrı “Erkek olsaydın şimdiye çoktan bi araba almıştık sana.” Demesiyle yıkıldım. Adaletine sçim dünya..

 

Kendi yaşadıklarımdan ibret almamışçasına ileride eğer çocuk yapmaya niyetim olursa, erkek çocuğum olsun istiyorum.

 

Eskiden yükseklikten feci halde korkardım. Ortaokulda en yakın arkadaşım psikolojik bi rahatsızlık geçirdi. İntihar edeceğini söyleyip, Mithat Paşa köprüsünden arabaların üstüne atlamak için korkulukların üstüne çıktı. Onu durdurmak yerine “Sen atlarsan ben de atlarım.” Diye ben de çıktım... O zamandan beri ölmekten de yükseklikten de hiç korkmadım.

 

Hayatta en sevdiğim özelliğim her şeyi yapabileceğime olan inancımdır... Bireydeyken bir ayda çözmemiz beklenilen ödev kitaplarını küçümseyip “Ben bunu bir günde bitiririm ki.” Diye dalga geçmiştim. Ersoy Hoca da: “Hayatta bitiremezsin, madem öyle yarına getiremezsen bi tobleron alırsın.” Demişti. Eve gidince öğlen 2den sabah5e kadar bir sürü kahve içip hiç yerimden kalkmadan çözdüm. Son sayfasına geldiğimde başım dönmeye başladı, yazılar kaymaya başladı gözümde, bileklerim küçüldü, nefes alamadım, anneme seslenmeye çalıştım sesim çıkmadı; camı açmaya çalışırken yere yığıldım. Bayılır gibi düştüm her yerimi çarparak ama hiç bi yerim acımadı, bilincim açık halde yerden kalkamadım bi süre hiç bi yerimi oynatamadım… Hayatımda ilk kez ölüyorum sandım ve o an üzüldüğüm tek şey “Emeklerim boşa gidecek. Ben öldüm diye üzülmekten kimse bu gerizekalı çabalarıma gülemeyecek.” Olmuştu. Biraz sonra kendime geldiğimde başımı çarptığım yerin çok aşırı feci morardığını gördüm. Annem görmesin diye fondötenle kapatıp kendi kendime kâkül kestim saçlarımı :)… Sabah erkenden çıkıp kuaföre gittim, saçlarımı, tırnaklarımı yaptırdım. Ağzım yüzüm kaymış olmasına rağmen süper bi makyajla ve kendi kendime kestiğim kâküllerle kapattım anlımı. Hiç kimse de hiç bi şey fark etmedi. Aksine millet bu kadar dinç olduğumu görünce kitabı gerçekten çözdüğüme ihtimal vermedi :)… Hocamsa o çözülmemiş 5 sorunun olduğu son sayfayı göstererek iddiayı kaybettiğimi söyledi; çemkirmemi ve ben o kadar emek verdim dememi bekleyerek. :)… “Haklısınız.” Diye gülüp yolda yarısını yediğim tobleronu koydum masanın üstüne pis pis gülerek. Odadan çıkmaya yeltendiğimde “İnanılmazsın.” Dedi arkamdan, “Biliyorum.” Dedim saçlarımı savurup uzaklaşırken :) Kendi çapımda feci halde tatmin olmuştum. Bu da bana yetti, başımın ağrısı bile geçti :)…

 

Kavak Yellerinin son bölümünü izledikten sonra Tuçeyle “Biz de koca bulup böyle evlenelim lan.” dedik, ama sonra o “Ulan arabayla denize uçarsak ben yüzme bilmiyorum, olmaz, bisikletle gidelim.” Dedi. Ben de “İyi de ben de bisiklete binmeyi bilmiyorum.” Dedim. “Hay sıçıyım evlenemeyeceğiz o zaman.” Dedi. Ben ona yüzmeyi öğretsem, o bana bisiklete binmeyi öğretse gibi bi fikir hiç aklımıza gelmedi. Hay sıçıyım evde kalacağız. Olsun biz de kesecek bi Dante’miz bile olmadan Sex and the City kadını oluruz...

 

Bi gün Melkoyla bi ağaca daldığımızda teyzenin teki “Kancıklaaar” diye bağırmıştı, çok ağırıma gitmişti. Sonradan kancığın “dişi köpek” demek olduğunu öğrendim; sevimli geldi. Aslında o kadar da kötü bi şey demek değilmiş dedim…

 

Ne zaman yerden para bulsam onu içki alarak harcarım. Haram gelen para harama gitsin diye düşünürüm. Sağlığınıza.  : )

 

Son birkaç yıldır çok kuvvetli bir şekilde bir gün milli piyangodan deli para çıkıp aniden çok zengin olacağıma inanıyorum. Fakat hiç bilet almıyorum. Yine de inanıyorum…

 

Lisedeyken her gün ya Umut ya Latife ya da Seço kolumu ısırırdı. Her gün diş izleri ve morluk olurdu kolumda, bundan nefret ederdim. Fakat şimdi özlüyor, bazen kendi kolumu kendim ısırıyorum.

 

Şimdiye kadar en kısa ilişkim 30 dakika sürdü. Bir aylık bi hoşlanma evresinin ardından msn’de çıkma teklifi etmişti sabaha karşı. Ben de kabul ettim, yarın görüşürüz deyip kapattık. Uykusuzluktan ölür bi vaziyette uykuya daldım. Yarım saat sonra telefonun ıslarla çalması sonucu sinirlenerek uyandım. Sabah namazına kaldırıyormuş beni, namazımı kılıp onun için dua ettiğime emin olamazsa rahat uyuyamazmış... Allahla kul arasına girme bi daha da beni arama deyip kapatmıştım. O son konuşmamız oldu.


Bölük pörçük itraflarımla kaldığımız yerden görüşmek üzre Ziyaretçi.
Öpüyorum canım!

Hiç Aslı olmayan
Aslın

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/7/2009 - ZAMANI GELİNCE

Ablamın bana Viyana’dan aldığı güzel, kaliteli bir cüzdanım var.

İçini açıyorum;  (Mahrem sayılır ama sen yabancım değilsin Ziyaretçi)

Bölmelerinde:

 15.04.1988 tarihli bir kafa kâğıdı,

Üzerinde İnsani Bilimler ve EDEBİYAT Fakültesi/Felsefe yazan Bilkent Üniversitesi kimliği,

Gözlük veya lensle kullanılabilir olduğu yazılı B sınıfı Ehliyet,

Sonra;

Her ay TÜBİTAK ve okulun düzenli para yatırdığı biri Yapı Kredi diğeri Ziraat Banka Kartı,

Toplumsal Duyarlılık Projelerine katılan öğrencilere verilen, bazı mekanlarda indirim sağlayan Bilkent Club Kart,

Müze Kart,

Bütün operatörlere ait sim kartları,

Birkaç yıl önce hıdrellezde toprağa gömülen bi yüz bin…

İç bölmeye bakıyorum:

Dali’nin sergi bileti,

Yurt kimliğim,

Servis saatleri yazılı bi kağıt,

5-6 farklı kuaförün kartları..

Diğer bölmeye bakıyorum,

Teknosa kartı,

Vergi numaramın olduğu bi kart,

Dayımın kartı,

Gülyurt Pastanesi (Afyon),

İsmail Optik,

Sevdiklerimin vesikalık fotoğrafları,

Sonra benim 6 tane vesikalığım (Nerede lazım olacağı belli olmaz diye.)

Bir diğer bölmede;

Telefon kartı ve

Henüz yüklenmemiş Avea250 kontörü..

Fermuarlı yerinde bozuk paralar,

 Üç beş tel toka (Ne zaman lazım olacağı belli olmaz)

Birer tane apranaks ve majezik, (Ne zaman lazım olacağı belli olmaz 2)

Sevdiceğin verdiği kolye..

İç gözünde de 7basımlık ego kartıyla

Deniz Bank hesap numaram,

Son olarak öğrenci kişisi için yeterlinin biraz üstü miktarda para…

 

Cüzdanımı kapattım ve elimde tutup baktım. Elimde tuttuğum şey aslında bendim.

Kendime bakıyordum. Kim olduğuma bakıyordum.

Ne istediğime bakıyordum..

On yıl önce hayal ettiğim kişi olduğumu gördüm.

Ne güzel.

İstediğim,

hayal ettiğim,

 keşke dediğim her şey var bu cüzdanın içinde. Benim… Bana ait…

Avucumdan birazcık büyükçe…

On yıldır çabaladığım şeye bakıyorum..

Bunlardan ibaretim diyebilmek için geçen 10 yıl…

Bir avuç dolusu emek göstergesi.

21 yaşında bir hanım için pek bir ideal…


Bahsettiğim on yıl öncesi, yani ben 11 yaşındayken Keçiörendeki evimizin çardağında oturuyordum. Ayşe Abla geldi binaya elinde kitapları, uzun eteği, ODTÜ İktisatta okuyordu. Sonra Hakan Abi geldi, şimdi nerede okuduğunu hatırlamıyorum. Emine Abla geldi, öğretmenlik okuyordu hatırladığım kadarıyla, sonra Aslı Abla geldi, Hacettepedeydi o da.. Sırayla hepsi geldi evlerine.. Ayaküstü muhabbet ettiler, uzaktan izledim ben de...

Selinle Pelinin Halaları geldi o zaman 20li yaşlarındaydı.. Yanıma oturup "Ne düşünüyorsun bakalım Aslıcık?" dedi.
-Hiiç hayal kuruyorum. dedim
-Ne hayaliymiş bakalım bu?
-Büyüme hayali.
-Aa? Nedenmiş o? Senin yerinde olmak için neler vermezdim bilsen!  Büyüyüp de ne yapacaksın?!
-Çok istiyorum büyümeyi, böyle çok kötü, dışarıdan bakıldığında bile "Aslı" değilim çocuğum şimdi. Ama büyüsem kocaman olurum. (Anlatımına basim geçmiş Aslısı :) )
...

Cüzdanımı düşürdüm, yeltenmedim almaya, arkamdan biri seslendi: “Hanımefendi cüzdanınız.” diye. Eğilip aldı, bana uzattı.

Düşmüşüm haberim yok. Kim eğilip alacak beni, bana uzatacak şimdi?

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/3/2009 - Geçmiş Günlerden Bir Defter

Dün yurttaki dolabımı toplarken küçük bir defter buldum. Yazı benim yazıma benziyor, karaktersiz ve uyduruk bir yazı. Fakat içindekileri hatırlamıyorum. Sanki bir başkasının yazdıklarını gizlice okuyormuşum gibi utanarak karıştırdım defteri. 2006-2007’ye ait minik bir defter bu.

 

Bunlar da içinden seçtiğim birbirinden alakasız çoğunu neden yazdığımı hatırlamadığım yazılar dizisi... Yazı tiplerinin farklı olması "bunlar"ın başka sayfalarda yer aldığı belli olsun diye yapıldı. Bakar bakar hatırlarım artık..


I wish i was a punk rocker..

 

Çok geç doğdum ben be blog..1988… Şöyle bi on- on beş yıl önce doğmalıydım. Belki daha fazla. İnsanların ve ülkemin ciddi sorunları varken doğmalıydım. Kavgam uğruna yaşamalı ve ölmeliydim. Ya Allah belamı versin: D

 

I was born too late..

 

İnsanları süreçler pek çok değiştiriyor. Bilmem iyi mi kötü mü ?.. Değişiyor her şey. Dün ayıplanan, bu gün yapılmayınca eksik hissediliyor.

 

Keşke Osmanlı da yaşasaydık. Renkli çarşaflar giyip şemsiyeyle salınsaydık. Mendilimiz kağıttan olmasaydı. Daha romantik.. Daha küçük sorunlar olsaydı başımızda.

Tek bakış bela açsaydı başımıza :)

 

Ne bileyim; mesela havuz kenarında attığımız terlik, yakın arkadaşın manitasının suratına gelmeseydi :)

Geçmişimiz özlenecek kadar güzel olmasaydı mesela?

 

I was born too late...

 

Keşke anaerkil bir toplum olsaydık .

 Mesela gecenin bir vakti erkekler sokağa çıkmaya korksaydı :)

Ya da 10 saatte bir spermi biz üretseydik de onlar ayda 4yumurta üretebilip sadece bir tanesinin yaşayabildiğini bilselerdi :)

 

Disco disco partizani..

Parti parti partizanii..

 

Keşke 14 Şubat falan olunca “O neymiş öyle gavur icadı” deseydik toplumcak :) Ya da pek kıymetli sevgilimiz bu denli uzakta olmasaydı.

Yanlış anlama Ziyaretçi bu yazı bi sevgililer günü yazısı değil; madem keşkelere başladık; zat-ı muhteremi de anayım dedim arada ;)

 

Lalalalalalalalala…

Pppppaaappapapapapaaa…

 

En iyi Arkadaşım Evleniyor’ da keşke Jules’i seçseydi Michael..

 

Aha aha

 

Kalbim senindir dediysek al da eskiciye sat demedik ya dana :)

 

biKaauzs

yu ken sıtey Andır may ambırella

Ela ela ela ela ee eh eh ee eehhh

 

Aslıhan Çokçalışkan

 

1-Fatiha (7Ayet) : Sade Allah inancından bahseder.

2- Bakara (286 Ayet) :

(25) İman edip iyi amel işleyenlere müjdele! Kendileri için altlarında ırmaklar akan cennetler var. Onlara herhangi bir meyveden bir rızık yedirilince onlar, her defasında; “Bu bizim önceden yediğimiz şeydir.” Diyecekler, oysa ona benzer olarak sunulacaklar. Kendileri için orada tertemiz zevceler de var. Onlar orada ebedi kalacaklar.

(33) “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver!” buyurdu. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle bunları haber verince buyurdu ki: “Size demedim mi ben her halde göklerin ve yerin sırrını bilirim! Ve sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de biliyorum!

(45) Bir de sabır ve namazla yardım isteyin. Gerçi bu ağır gelir, ancak saygılı kimselere değil.

(78) bunların bir de okuyup yazma bilmeyen kısmı vardır ki kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını hayaller kurar ve sadece zan altında dolaşırlar.

(83)… İnsanlara güzel söz söyleyin…

(104) Ey iman edenler, “Rainâ=bizi gözet” demeyin, “Unzurnâ=bize bak” deyin.

(115) Doğu da Allahın batı da! Nerede yönelseniz orada Allaha durulacak yön vardır!

(139) De ki: “Siz Allah hakkında bizimle mücadele mi edeceksiniz? Oysa O bizim de Rabbimiz, sizinde. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size…

(142)… De ki: “Doğu da Allahın batı da. O dilediği kimseyi doğru bir caddeye çıkarır.”

(152) O halde anın beni, anayım sizi…

(201) Kimisi de: “Rabbimiz bize dünyada bir güzellik, ahrette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!” der.

(253)… Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Ne var ki Allah dilediğini yapar.

(256) Dinde zorlama yoktur.

(263) bir tatlı dil, bir bağışlama; arkasından incitmenin geldiği sadakadan daha hayırlıdır.

 

(272) Onların yola gelmesi senin üzerine vazife değildir. Ancak Allah dilediğini yola getirir.

 

3-Al-i İmran(200 Ayet)

(92) Sevdiğiniz şeylerden başkalarına da vermedikçe, tam bir iyilik vasfına eremezsiniz. Her ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir.

4- Nisa (176 Ayet)

(94) Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız vakit iyice anlayın dinleyin. Size İslam selamı veren kimseye –dünya hayatının geçici metaına göz dikerek “Sen mümin değilsin!” demeyin. Allah katında çok ganimetler vardır.

Daha önce siz de öyleydiniz, Allah kerem buyurdu da sizleri iman ile tanıştırdı. Onun için iyice anlayın, dinleyin! Gerçekten Allah, ne yaparsanız haberdardır.

5- Maide (120Ayet)

(101) EY İMAN EDENLER, SİZE AÇIKLANINCA FENANIZA GİDECEK ŞEYLERİ SORMAYIN!!!

 

6- En’am (165 Ayet)

(32) Dünya hayatı bir oyundan, bir oyalamadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise muhakkak Allahtan korkanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız?

 

 

 

 

Bugün seninle bir takım sorulara cevap arayacağız; doğru cevaplar karşılığında başın göğe erme garantisi veriyorum!

 

 

Aday+Aday adayı ülkelerdeki projeler

Analizà planlama, hibe rehberi

AB mali yardımları

Sözleşme makamı, sürdürülebilirlik

 

Twinningàyabancı uzmanın kurum içine yerleşmesi

Kurumsal yapılanmaàhizmet ihaleleri

 

Teklif çağrısı

Hibe başvuru rehberi , kar amacı gütmemek gibi..

Uygunluk kriterleri, bütçe ve ortaklar

Proje döngüsü yönetimi

Fikiràanalizàplanàfinansàuygulamaàizlenip değerlendirme

Nicel/nitel

Strateji analizi, faaliyet planı

%7 hazırlık için

 

 

As much as possible,

İn order to socialize

Anticipate stressful situations.

Keep a relationship at its peak.

Increased boredom and great fatigue..

 

Ivan Pavlov in the salivation reflex of dogs to salivate merely to sound of a bell.

 

İmplications: consequences

10 years..

 

 

 

 

İnsanın hayatında iradesine bağlı olmayan (doldurulması gereken) bazı sıfatlar vardır.

 

“Yürü hür maviliğin bittiği son hadde kadar.

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.”

 

Cümlenin sözde öznesi Aslı.

 

“Bir akşam mehtabı getiren bana incecik bir eldi

Işıklar içinde, kapımdan, kadınım geldi.”

                                                                                                           

 

16 Eylül 2007 -à Hadi hayırlısı…

 

Ortadoğu ve balkanların en yakışıklı dayısı..

Çantasından eksik olmaz yıldız tornavidası.. :)

 

 

Yakıt iyi yanmazsa siyah duman çıkar.

Kızdırma bujisi dizelde.

Enjektör, püskürtme dizelde.

Emme (benzin+hava) sıkıştırma, ateşleme (bujiàmotor) ekzoz

Silindir bloğu (kırmızı vişne çürüğü) kranka yataklık eder.

Karter; motorun altını kapatır. Yağına depoluk eder.

Külbütör kapağı

 

Saat 10 suları… 4 Ağustos..

Tercihler bitti ve ben şu anda hiç tanımadığım 20 kişiyle aynı sınıfta motor dersine ara verdim. Yasin bile kullanıyor ya benim acilen öğrenmem lazım. Güya ben bi de üni.’li olcam. Of.. Erkek olmak varmış.. Özen göstermek için özen gösteriyorum ancak yersiz. Hazırız..

 

 

Motor çalıştığı sürece aküyü doldurur. That’s all baby. :) (kolaymış lan aslında:)

Radyatör: motorun soğutma suyuna depoluk eder.

 

 

How does memory influence people’s future?

 

 

 

 

Turnike uygulaması ilk 1 saat içinde 15-20 dakika da gevşetilir (ben de bunu üç ay sonra hatırlarsam yuvarlaniim..)

Uzuv koparsa “sıcak” tutulmazzzz (ayy korkunç)

Baş boyun gövde hizası..

Kanama azaltmak için kalp seviyesinden yukarda tut (tabi o sırada bayılmadıysan hala..)

Kendiliğinden burun kanama “oturt”

 

 

Endüksiyon bobininin görevi kim beş yüz milyar istere katılmadığım sürece bi işime yaramayacak ama olur da bi gün hava atmak istersem bakın ben bunları da biliyorum edasıyla “akümülatörün 15.000 ila 25.000 bolt arasında yükseltmektir.” Bu da böyle biline..

 

Motor kapalı, kontak açıkà yanar endüksiyon bobini (adı çok tatlı ya sürekli endüksiyon bobini deyip gülesim geliyo, endüksiyon bobini, endüksiyon bobini.. Allahım çok eğleniyorum :)))))))))….

 

 

Eksantirik mili subaplara hareket vermek

Rot ayarı lastiklerin aşınmasının önmek için

Buji ile ateşlenen motorlarda benzin ve lpg kullanılır

Distiribütörün görevi ateşleme sırasında bujilere yüksek voltaj dağıtmak

Jikle devresi karbüratörde bulunur. (Kendimi tıp doktoru gibi hissettim.)

2 zamanlı motorda ateşleme her devirde.

 

 

Gerçek yolu gösteren, rehberlik eden erkeklerin sonuncusuna;

(aşk hayatım bunu kuvvetle doğruluyor!)

Gerçek hayranından sevgiler

Aslı

 

 

Taslıhan:)

TschokTschalischkan

 

 

Zaten ücretli kontörüjüz bitmiştir deyip duruyo kadın, sinir oldum.. Sıkıldım özenerek yazmaktan da.

Bi mektup yazim dedim burnumdan geldi. Yazmıyorum be. Neyse kıroluğum tuttu. Dur şimdi yine düzelcem..

 

 

 

Yeni baştan hazırladım sazımı

Yazdım Aslı’m gözlerine maniler

Ak alnımda kara duran yazımı

Elbet dedim günü gelir yar siler…Kerem

(Kerem ile Aslı’dan)

 

 

Hiç Aslı Yok “Geçmiş Günler” i sundu…

ASLI

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/3/2009 - İnleyen Nameler

 27 Mayıs 2008'den bir "taslak" Ne için, kimin için yazıldığını hatırlamıyorum. Yeni yazı yazmaya üşendim, eskilerin arasından çıkanları ısıtıyorum...

27 Mayıs 2008

Bulok sanırım ben çok kendini beğenmiş biriyim. Valla bak.. Burnum havalarda öyle.. Dil dersen kürek..  (Pek tabii -yine- en yüksek notu ben aldım, ama konu bu değil :)  )

 

Sen beğenme burun kıvır.. Üstelik üç kuruşa sat.. :) Elin oğlu marsa çıksın bulok.. Az önce açtım baktım, maşallah yazmış da yazmış.. Etrafıma bakındım ama kafam için yeterli büyüklükte bi taş bulamadım vurmaya..  Bulok bi insanın her şeyi mi iyi olur sorarım sana?

El adama demez mi "Utanman yok mu senin?!" diye..

 

Bulok ya bana ne ya bana ne yaaaaa... Bendeki yola bak bir arpa boyu.. Hoş benim yolum için o bile fazla ama diyorum ya elalem uzaya çıkmış.. Ben de orta yerimden çatladım. :)

 

Paçalarımda bi ıslaklık öyle nedensiz.. Bi etrafıma bakındım ki hayallerin suyla buluştuğu yerdeyim evet..  : ))

 

Yazsam sabaha kadar yazarım o kadar içerledim. :) X sonsuza giderken benim limitimi hesaplamak ne mümkün?

 

Tutmayın beni, inleyen nameler ruhumu sardı...

 

ASLI

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/11/2008 - KASIMDA AŞK BAŞKADIR

Malum Kasım ayındayız. Tanıdığım her 5 kızdan 4'ünün, 5 erkekten 1bölü2'sinin "En Süper Aşk Filmi" kategorisinde bulunan "Sweet November"ı izleyeyim dedim. Keşke daha önce izleseymişim de bu kadar merak etmeme gerek kalmasaymış.

Daha kötü bir aşk filmi izlediğimi hatırlamıyorum. Kötü, hatta kötünün kötüsü! Filmin ilk yarısından daha uzun bir zaman sıkıldım..Hatta iğrenç bile diyebilirim ama abartmak istemiyorum. Neden mi?

Resmen "fiiiLm icaaabı"ydı film :)..
Allaşkına bana bi erkeğin peşinden öyle koşacak bi kız gösterin üstelik bu kız kanserli olsun bi de.
Aralarındaki de aşk falan değildi. O kadar ilgiyi yoldan geçen bi adam bana gösterse, bana ulaşmak için o kadar uğraşsa, iki hafta aynı evde kalsak, ben de aşık olurum heralde. Hatta herkes herkese aşık olur.
Bu mu lan gerçek aşk?! (Anamm lanlı lunlu konuşmaya başladığıma göre gerisi fena.. Rica ediyorum okumayın. Sinirim boşalacak çünkü parantezi kapatınca.)
Söyleyin bu mu? Valla "Evet bu." diyosanız aşk dediğimiz şey hoş bi hatunun bize ilgi göstermesini fark ettikten sonra peydahlanıyor demektir. Üstelik bu ilgi gösteren hatun dünyalar taş'ı kayası, Charlize Theron'sa tut da bağla...



Valla adım gibi biliyordum ilgiyi gören Nelson'ın evlenme teklifi edeceğini. Heh heyy, adama demezler mi yavrum; "be hey ela gözlü dilber, hangi bağın gülüsün sen?" diye? Diyorum ya ben şurda yoldan geçen birine yapsam aynısını valla da billa da aşık olur bana bu filmden çıkarılacak sonuç bu. Sonuç demişken çıkardığımız tek ders bu da değil. Ek olarak şu söylenebilir: Hani hanım kız çok hasta, ölecek artık son günlerini çok mutlu, hayat dolu geçirmek istiyor, herkesler mutlu olsun istiyor ya; bu ne demektir, öleceğin kesinleşmeden hayatını istediğin gibi yaşama demektir.

Çok genel kaldı di mi canım. Hemen açıklıyorum. Kolaydı di mi lan öyle?! (Bak yine sinirlendim ellerim titriyo. :) )
Sadece öleceğinizden eminseniz o kadar cesur yaşarsınız falan filan, peki ya Nelson'un yarın ölmeyeceği ne malum? Yoldan geçerken kamyon ezdi, öldü diyelim. Sara ....u vicdan azabı çekmez mi herifi genç yaşında gömdük bak üstelik hasta da değildi diye. İnşallah öyle olmuştur.

Biz boşuna mı çalışıyoruz lan! (Allah'ım ellerime hakim olamıyorum.:)) ) Ne malum bizim yarın ölmeyeceğimiz. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz, çünkü yaşamı seviyoruz. Budur yaşamı sevmek. Yarın öleceğini düşünerek işi gücü bırakmak değildir tamam mı Sara hanım hanıııımm. İmkanımız var da mı koşmuyoruz sevdiceğe...

Biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin dostlar aç idi, yedik karanfil parasını.. Al bunu da böyle bağladım. Ne alakaysa.

Hiç sevmem ben Kasım ayını ! lan lan aln nal
aasdjflaksjdfladskfşaeıfjeaogıjuav

Hiç Aslı Olmayan Aslınız
ASLI
Efsane geri döndü..

NOT: 4 gün sonra eğer Fenerbahçe de şu uyduruk jimnastik kulübüne yenilirse, hakkımı helal etmiyorum..

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/8/2008 - Su Kapluşlarının Acı Dolu Günleri



Çok gerginim.. Allah değilse de göKçek verdi belamı: Duş alabilmek için son 1saat 45 dakikam kaldı. Sular kesilecek hem de 2 gün diye kocaman yazmışlar binanın girişine. Tabi ben binadan hiç çıkmadığım için girişinde olduğu iddia edilen bu yazıyı görmem imkansız ama Hülya Teyze'nin yalan söylemeyeceğine güveniyorum..

Annem: "Bu gün ikimiz de duşa girelim, yarın sular kesilecekmiş." dedi. Zaten yarın sular kesilmese bile benim artık bugün duşa girmem gerekiyor. Dün gece kafam kaşınarak uyandım resmen.. Pislik yaa.. Öğğyk iğrenç.. Kendimden tiksindim lan.

Kendimin pis olması yetmiyormuş gibi bu kapluşların suyuna da zçtım resmen.. (Serap Ablalar tatile gittikleri için bi süredir benim yanımda kalan su kaplumbağalarından bahsediyorum.Yoksa benim hayvanlarla olan "sıkı" dostluğumu herkes bilir.)

Yem atıyorum suyun içinde eriyip bka benzeyene kadar yemiyolar. Sonra yeni yem atıyorum kabuu sarı gibi olan saldırıyo öteki salaa hiç bi şey bırakmıyo. Zaten O da yemiyo.
Ölüm orucunda mı ne?
Çok üzülüyorum Allah canımı alsın.

          

O sebepten dün, yediğim 2 şeftalinin çekirdeğini attım. Hiç bi şey yemeyen Kakalı bi saldırsın; bi yesin, o dışında kemirmediğim yerlerini. Sevinçle mutfağa koşup muz aldım azcık ısırıp attım suya, ona da abandı açlıktan.Siritiyor Muz kabukları falan attım bayıldı. Sonra gidip erik yemek zorunda kaldım bakalım yiyecek mi diye.Zaten s.çık olan evleri çöplüe döndü. Hayvanlara yüzecek yer kalmadı. Siritiyor Ondan sonra da açlık grevi yaptılar yine.Sikici

İçimde bi annelik duygusu olsa gerek Siritiyor 
"Niye bi şey yemiyonuz lan siz?" diye üzülüp çamaşır makinasının yere yatırılmış haline sokmuş gibi yapıyorum bunlara ceza olarak. SiritiyorAnnem görünce azarlıyo; Günah, n'apıyosun hayvanlara" diye.. Ben de diyorum "Ne biliyosun belki çok eğleniyorlardır". O da "Biri senin şu oturduğun balkonu sallasa hoşuna gider mi?"dedi.

Düşündüm de çok fecii hoşuma giderdiSiritiyor..
İyice salladım kapluşların plastik palmiyeli korkunç tabaklarını.
Cam mam bi şeyler almalı bunlara yaa..
 Böyle prefabrik yerlerde sürünmelerine de üzülüyorum.Siritiyor

İyi kaynaştık hee.. Kakalıyla Enercik diyodum önce zamanla değiştirir oldum adlarını. Annem Kağanla Emircan diyo bunlara . :)) Özledik Boboları da..

Sağ olayım sahiplerini hiç aratmıyorum sadistlikte. Hatta nerdeyse arıyolar yani o kadar iyi bakıyorum :)))
Şu kapluşların dili olsa da haykırsalar yaa..

(Valla bir buçuk saat kaldı.. Böyle b.klu kalıcam, diye korkuyorum. Duşa girsem iiyi olacak artık.)

Bugün annem "Semizotundan salata yapim mi?" dedi ben de "Yok ıspanak gibi bişir, seviyorum öyle." dedim .Yaptı da sağ olsun. Yerken kapluşlara da bi kaşık attım.Daha yeni değiştirdiydim sularını.. Yine mahvoldu, üstelik bu sefer yağlı yağlı.. Hani kuru fasülye pilavdan sonra hoşaf gelirde ne kadar yalarsan yala o kaşığı daldırınca yağlı yağlı olur ya hoşaf. Aynı onun gibi oldu suları.Ama inanmazsın o içindeki pirinç gibi bulgur gibi artık neyse o şeyi bi yediler.. Ondan sonra ters dönünce düzelemedi kendi. Şişti tabi..

Dün balkonu yıkayınca hafif de nemli diye saldım bunları. Dokunamıyorum tabi kaşıkla alıp bıraktım, ikisi de bi koşsun. Yarıştırmaya karar verdim ben de. "Kakalıı kakalıı hadi kızım hadi kakalı kakalı" diye bağırırken bi an balkonda olduğumu unutmuşum. Allapbelamı versin, rezil oldum aleme. Valla gaplumbaa desem kim yer? Elime alamıyorum ki göstersem. Sonra kızıp prefabriklerine koydum geri. "Ben sizi balkonda bıraksam kafanızı kuş yer o kabuunuzdan da kolye yaparım." diye konuşuyodum ama şakasına yani.. Annem hemen kızdı yine :)) Öle deme hayvanlara ...

Psikolojilerini bozacakmışım.Yahu en yakın akrabamız olan maymunlar bile yıllardır dil öğrenemedikten sonra bunlar nerden anlayacak. Ha pisişiktir o ayrı. :))) ( Başka biri yazsa "O ne?" diye düşünürdüm ama ben bi yerde okuduydum öle kedilerle ilgiliydi heralde 6.hissi olan -yok temel içgüdü gibi değil:)- hayvanlarla ilgili bi şeydi sanırım. Burada entellektüel hayvansever okur'a bırakıyorum pisişik'i.)

Neyse artık arsenikli suyla duş alma vakti. Yoksa Meliş suları kesecek, kapluşlarım öper sizi sulu sulu.. :)
Ben de tabii yalap şap :)..



Hayvan Dostu Aslıuaaaaan



Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/7/2008 - Zırıltı: Ağlamak'lı Bir Yazı


Şu "savunmasız, ağlayan insan" profiline bi gıcığım ki Ziyaretçi.Sanki biri boynumda tüy gezdiriyormuş gibi geliyor biri eylemsiz ağladığı zaman. Zat-ı muhterem hep haklıdır, haklı çıkarılır.

Çok çeneli bi çocuktum ben küçükken, bir o kadar da çelimsiz. Hareketliydim ama güçlü kuvvetli değildim hiç. Yakan top oynarken bi atarlardı arkadaşlarım, gülle misali, top benden hızlı davranabilirse laaap diye çarpar, nası acıtırdı da gıkım çıkmazdı GülümsüyorSiritiyor Ben atınca genelde "can" tutarlardı. Kıyamazdım heralde diyeceğim ama en kuvvetli atışlarımda bile pek etkilenmezdi oyuncular.

Mızıkçılık huyum değildi ama haksızlığa katlanamazdım. Elimi belime koyar çar çar öterdim. Siritiyor Tokat atsam o kadar ağlamazdı veletler deSiritiyor Hep şikayet ederlerdi beni. "Aaaannnnuuueeee aslı bana ne dediiiii..." diye. Zira hiç şikayet edilecek şeyler söylemezdim. Asla küfür veya hakaret etmezdim mesela. Yine de teyzeler "Arkadaş arkadaşı ağlatır mı?" gibi laflarla kızarlardı bana. Hak etmese söylemezdik heralde.

Özellikle Selinle Pelin kardeşler en çok lafa kaşınan minik yavrulardandı.Siritiyor Civcivlerimi boğmaya çalışırdı Selin ben de "Gebertirim seni." der uzaklaştırırdım. O da "Geber diye hayvanlara denirmiş." derdi ben de "Biliyorum ondan öyle dedim sana." benzeri laflar ederdim. Anında başlardı ağıda..Siritiyor Babaneleri Ganimet Teyze balkondan bizi izler, o yüzden beni tutardı. O tutunca bu minikler deli olur bu sefer de annelerine şikayet ederlerdi. Annesi de bana kızardı "Ayıp değil mi?" diye.

Hayatımın hiç bi alanında hırslı değildim ben eskiden. Liseden mezun olduktan sonra oldu ne olduysa..Ancak öncesinde gayet umursamaz bi çocuktum. İlk okulda hırslı arkadaşlarım vardı ama. Oya mesela, "Güzel olmuş mu?" diye bin sayfa çizgi çizilmiş defteri gösterirdi. "Şahane." diye gülerdim, sonra gülmemi tutamazdım.. SiritiyorHemen ağlar, şikayet ederdi beni: "Öğretmeniiiiiğiiim Aslı benimle dalga geçiyooo.." Zeynep Dal'da kızardı "Niye dalga geçiyorsun arkadaşınla? Ağlatmak çok ayıp değil mi?" diye. "Ya öğretmenim valla ben bi şe yapma..." , "Tamam susun artık."
Genelde ne savunma yaptığınız pek önemli değildir. Bi tarafın ağlaması senin suçlu olduğunun kesin kanıtıdır. Ağlatmayacaksın arkadaşım. That's all.

Yine ilkokulda, bu kez 4. sınıfta, herkes tahtaya kalktı yerleri belirliyor öğretmenimiz, cam kenarına oturtmuştu beni Üzeyir Sarıkulak. Tabi o zaman fesat değilim; içimden "Hayret nası oldu da iyi yere oturttu." diye geçmiyor. Ömer bi ağlasın. "Oraya ben oturmak istiyordum." diye. Hörül hörül. Öğretmenin "Tamam dur ağlama." lafından sonra -ben tabi sıraya kalemlerimi, defterlerimi falan istifliyorum o sırada ki kaldırmasın beni- "Aslıhan sen şu kapı tarafına geçiver kızım."ından sonra "Niye? Ağlamadım diye mi?" sorusu.Cevap sadece gözüyle az önce kapı tarafı dediği sıranın yolunu tarif etmesi olmuştu. O zaman da sonra da bu tarz soruların cevabını alamayacaktım.

Bundan birkaç 3yıl önce Hilal, Menekşe, Melko ve ben kağıt oynardık. Ne zaman yenilse ağlardı Hilal, teyzem de bizi haşlardı Siritiyor.."Niye ağlatıyosunuz çocuğumu koca koca kızlar."diye.Tamam oynamayalım, başımıza iş almayalım derdik bu sefer de oynamıyoruz diye ağlardı Hilal. SiritiyorMelko hep sessiz sıfatını önce kaptığı için ben de patlardı. Sebepsiz ağlamayı sevdiğinden Hilal ağlayınca hep kendimi zan altında hissederdim. Gene bi şey mi yaptım acaba? Aha paparayı yicez diye. Bazen hala öyle hissederim o ayrı. Siritiyor

Ortaokula gelince ergenlikle birlikte fesat tarafımda faaliyetlerine başladı. Mesela ağız dalaşı yaptığım ağlamaklı olmuş birinin özellikle  üzerine giderdim; "N'oldu şimdi de ağlayacak mısın? Ağla açılırsın, hem şikayet etme hakkın doğar..." derdim. Genelde bu saldırılarımın iki türlü cevabı olurdu : Birincisi dediğim çıkardı; yani karşı taraf ağlardı, ve o sıradaki dersin öğretmenine bağlı olarak kimisi kızardı bana kimisi ağlayana.. İkincisiyse sevdiğim yanı, bu lafları saydığım kişi erkekse genelde dövmeye yeltenirdi. Fakat bana doğru daha hamle yapamadan Selin kolundan tuttuğu gibi fırlatırdı çocuğu.Siritiyor

Lise de biter sanmıştım. Hani hepimiz büyüdük, eşşek kadar olduk. İnsanlar sorunlarını bi şekilde konuşarak halledebilirler ya da ödeşerek. Bazen kıllığım tutardı ölmüş arıyla ya da elimde lastik varmış gibi davranarak bizim kızları korkutur, koştururdum. Hazırlıkta Beyzaya şaka yapmıştım yan sınıfta bi çocuk sana aşıkmış diye Siritiyor. Çocuğun gerçekte aşık olmadığını öğrenince bi ağladı aboo Siritiyor Gitti müdür yardımcısına şikayet etti beni. Üstelik ne yaptığımı da söylemiyor adama.SiritiyorKız ağladıkça daha çok kızıyolardı ingilizceciyle müdür yardımcısı, niye kızdıklarını bilmeden "Özür dile arkadaşından" diye "Ne için" diyorum "Ağlattığın için" diyo psycho Siritiyor Hayır çocuk aşık olsa sorun yok yani. Bana ne kızıosunuz çağıriim Haruna kızın?Siritiyor Tamam bu olayda biraz suçlu olabilirim ama suçlu olmayadabilirdim SiritiyorDemek istediğim şu ki biri ağladığı zaman "yargı" hemen sizi suçlu buluyor.

Hep başkalarına yüklenmeyelim böyle, ben kullanmadım mı sanki bu ağlama işini?
Final'de bi gün bi sebepten (Siritiyor)müdürün yanına çıkmak zorunda kaldım. Belli azarı yicem de Allam naapsam sıyrılırım diyorum. Hiç de ağlanacak bi durum yok. Sürekli ölmüş akrabalarımı getiriyorum aklıma. Ya annem ölürse -Allah gecinden versin- ya şu ölürse bu ölürse diye düşünerek ben bi ağladım. Tut da bağla Siritiyor Dışarda azar yemek için sıra bekleyen Gülşaha içerde ne yapacağımı söylediğim için gülmekten ölüyolar Berreyle camdan onları gördükçe gülesim geliyo ama ben ağlamaktan konuşamıyorum artık. Adam bi şeyler diyo hıçkırmaktan cevap veremiyorum falan. En sonunda "Tamam yavrum ağlama, neyse bi daha olmasın tamam mı?" dedi, kıçı kurtarmakla kalmadım tabi "Arkadaşlarım?" diye sordum. "Tamam bu seferlik affettim." dedi postaladı bizi.

Uzun süre çok kötü hissettim kendimi. Adam gibi azarımı yeseydim keşke dedim. Hani sen ağlıyorsun da birileri sana acıdığı için kıçı kurtarıyosun. Çok aşağılık hissettim kendimi, güçsüz, beceriksiz, zayıf..Tövbe ettim zaten tövbenin üzerinden çok zaman geçmeden yine müdürün odasındaydım.Bu sefer adam gibi zılgıtı yedim, öyle çıktım.Üstelik yine bizimkilerin paçalarını da kurtardım. Gurur duydum kendimle Siritiyor

Ağlamaya karşı değilim aslında. Mesela öss'ye hazırlandığım yıl her gün ağlardım heralde. Türkiye-Almanya maçından sonra da epey ağlamıştım. Ablam Amerikadan geldiğinde, dayım askere giderken, annem hasta olduğunda, sevgilimden ayrıldığımda, Münevver abla gelin olurken, sınavda biri beni geçtiğinde hırsımdan, "ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".. İnsan pek çok şey için ağlayabilir. Faydalıdır da ağlamak. Ancak çıkar sağlamak için ağlamaya karşıyım. Ağlayan hatun ya da er kişinin haklı sayılmasına, hoş görülmesine karşıyım.

Henüz 4 yaşında olmasına rağmen sırf bu yüzden geçen Emircanla kavga ettik. SiritiyorAlışkın değil tabi benim ona laf saymama. Şimdi ne istediğini hatırlamıyorum ama bi şeyi almak için ağlıyor. Bi sürü laf saydım "Ağla tabi ağlayınca hemen her dediğini yapmak zorundayız değil mi?" diye. Siritiyor Ben sayıyorum o da geliyo bana vuruyo, tepiniyo , bağırıyo, iyice kızıyo. Tabi bi çocuğun çatır çatır cevap vermesini beklemek yanlış ama aklıma orta okulda karşılaştığım erkek çocukları geldi.

Birden Emircan'ın öyle olmasını istemediğimi fark ettim. İyice üzerine gittim. "Hayır adam gibi ağlamadan anlatacaksın neyi niye istediğini, vermiyorum yoksa ağla dur"diye.. Serap abla da balkondan bana kızıyo "Aslııııı rahat bırak oğluşumu bak gelcem yanına." diye. Ben de ona kızıyorum. "Hayır sen çok yüz veriyosun, büyürken karakteri böyle şekillenmesin. Hayat da her ağladığında istediğini vermiyor insana, bunu öğrenmesi, güçlü olması lazım." diye.Siritiyor Nitekim pek başarılı bi girişim olmadı.Siritiyor Aşkım yine ağladı, Serap abla Kağanla bana kızıp dediğini yaptı.SiritiyorSiritiyor

Bu çıkar için ağlama olayını sadece ablama karşı kullanırdım sanırım. Annem beni tutsun diye. Hep beni tutar sanıyordum. Belli bi süre sonra yememeye başladı. Siritiyor O zaman da "Sen beni hiç sevmiyorsun. Ne biçim annesin." derdim. Siritiyor Bi süre sonra annem onu da yememeye başladı. SiritiyorSiritiyorNe zaman ağlasam "Git içerde ağla, rahatla. Ondan sonra gel ne derdin varsa." derdi. SiritiyorÜç beş denemeden sonra bırakmıştım artık. Siritiyor

Ağlamayalım efendim. Siritiyor Çıkar için ağlamayalım. Gidelim içerde ağlayıp rahatlayalım, sonra gelelim ne derdimiz varsa anlatalım.  Tenasüple bitirelim bu yazıyı da;
"İki damla göz yaşına aldandım aman, meğer sırılsıklam aşık benmişim."

 

 

ASLI

 

 

 



Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2008 - Koysam İyiydi Ya

Hani ben bi yazı yazdım diye reklam yapmıştım ya.. Genel sansür ve yoğun istek üzerine onu buraya koymaktan vaz geçiyorum. Bu konu hakkında pek konuşmak istiyordum aslında, ancak böylesi daha iyi.. En azından bir sürelik.  Bunu yazma nedenim de her gün beni takip etmek zorunda kalmamanız teyzecim.. Annemler kızıyo..:)
Sevgilerimle


Aslı
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2008 - Derya Bir, Gel İpime Gir, İpten Çıkma, On Kere ZıpLa

 

 

"Gülmekten bithap düşmüş"müş . Ay bu adam beni deli edecek. Bütün kalelerini bilfiil işgal ettirecek, şut çektirecek, top sektirecek.

Camı açıp atlattıracak, kafamı gözümü patlattıracak..

 

Nereden bulurum, denk getiririm?

Bilmiyorum ama benim bu blogcu.com dan alacağım var.

 

Yapmacık, yılışık insanı nereden tanırsınız?

"Önceden" tanırsınız.

Bu kadar basit. Sonra onunla bir ortama girmek zorunda kaldığınız zaman uzaklaşır, mümkünse karşılaşmayacağınız köşelerde durur, hatta bir süre sonra unutursunuz.

Fakat "ortam"da gezinirken tekrar karşılaştığınızda şöyle bi cinleriniz tepenize gelir-gider.Benim de aynen öyle oldu bu gün :-) Bi sinir oldum ki görünce

Belki de yapışkan biri değildi de ben varamadım tadına. Kim bilir?

 

İlk tanıştığımızda bana "Senin yüzünde tam bi oyuncu asilliği var.Bak bi proje var ilgilenirsen.." demişti. :))) Sonra bi de ilk görüşte aşka inanıp inanmadığımı sormuştu. :) Ben de "İnanırım ve sana olmadığıma eminim" demiştim .. :) 

 

Epey burnumdan getirdi zamanla şairim ben diye :) Sonra dedim madem edebiyata bu kadar yeteneklisin, Sen de bi blog aç.. Oku, okut, yaz..Düş yakamdan da ne halin varsa gör...

 

Hatta bloga başladığım zamanlar cbox'ımdan ayrılmaz iki de bi "Ben diim Aslı Hanım bırakacak yazmayı." yazıları yazar, bana yorum yazan insanları deli eder, "bi ekmek yer miyiz" diye onlara sataşırdı.

 "Sana taş demeyen taş olsun."  tarzı seviyesiz laflar da cabası..

 

Unutmuştum.. İnanın unutmuştum.. :) Ama öyle bi gezinirken denk geldi... Bi şaşırdım ki ! ! ! : ) ) )

Adına sevindim.

Belli bi hayran kitlesine sahip. Bu kitleden birkaç kişiyi tanıyorum da..

"Yok artık LebırauvnCeyms" dedim  görünce :))) Üstelik çok komik bi blog bulmuştum. Sırf o bi şeyler yazmış diye sessizce çıktım gittim. Şimdi orada görür falan.. Eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmenin alemi yok..

 

Yalnız anlayamadığım bir şey var.. O bana hep anlatırdı yaptıklarını. Söylediği şeylerin kadınları nası kandırıp, etkilediğinden bahsederdi. Etkilenmiyorsan sende bi sorun var, diye de dalga geçerdi benimle. :) Hadi ordan kim etkilenicek bu zırvalardan, diye gülerdim ben de.. :)

Haklı olduğunu görmek canımı yaktı :)

 

Kadınlar neden bir iki söze bi güler yüze bu kadar tavlar?

Anlamam..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ASLI

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/1/2008 - Yıprangaç

Benim çok iyi bir arkadaşım vardı...

Hala var. :)

Benim de ona pek çok haberlerim var..

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
Photobucket - Video and Image Hosting

Hakkımda

Çok Aslı Olan, Her Enzime Kofaktörlük Eden, Vitamin Ç'nin Blogu

Son yazılarım

Yeni Eğitim Öğretim Yılının Şeysine
AFFETTİM
ASLI BANA SİYAH DESENE
İğneyi Kendime Çuvaldızı da Bu Kapıdan İlk Girene
Kalk Gidelim Ele OH Dedirtme, Sevdiğini Kurda Kuşa Yedirtme
Bir Tutam Ürgüp
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş
Kireç Çözücü
İlk Görüşte Aşk ve Dest-i İzdivacıma Mani Olan Cami İmamı
Polifonik Maziiden Alıntılara Devam
İtiraf Ediyorum
ZAMANI GELİNCE
Ben Sana Varacağım da Söyle Namuslu Musun?
Eeyore
Devamını Yazmayı Uygun Buluyorum
AYÇA
Peki Ya İyi Ki Doğmam?
Aşk Acısı Şeysi
Duçem Doğduydu Dün de
Pasifiğin Hafızası Yoktur
Geçmiş Günlerden Bir Defter
İnleyen Nameler
Nice Yıllar Annem
Sevgili Geçen Yazlık
KASIMDA AŞK BAŞKADIR

SAKİN - LALELER BEYAZ

Hey gidi hazırlık günleri... Hazırım ki artık...

Son Yorumlar

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
YEC
ALPERNATİF
VAVOŞUM
FİNCANIM
ÇAĞLAR
DİLHUN
BAŞAK

Kategoriler

>

Arkadaşlarım

bitti
kendimicin
nazarlik
umudum
yakupicik
dinledikce
evcimli
ender küçükl
gergin
kilit
sharquteri
Blogcu Yardım
missing86
sarkuteri
siberdevlet
ckemre
carpisanaraba
huysuzundunyasi
sunnycamehome
kurabiye
gunlugumm
obenim
ucnoktabirvirgul


Bu Blog HiçASLIyoK yapımıdır.